İngiltere'ye gıda tedarik eden milyonlarca küçük çiftçi, hem iklim değişikliğinin hem de İran'daki savaşın yarattığı fiyat ve arz şoklarıyla başa çıkmakta zorlanırken, İngiliz hükümeti tedarik zincirini denetleyecek kuralları açıklamakta iki aydan fazla gecikti. Uzmanlara göre, bu gecikme özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki küçük üreticileri daha da kırılgan hale getiriyor ve küresel gıda güvenliğini tehdit ediyor.
Tedarik zinciri krizi ve hükümetin geciken hamlesi
İngiltere'de 2021 yılında yürürlüğe giren Tedarik Zinciri Yasası, büyük işletmelerin tedarik zincirlerinde çevresel ve insan hakları ihlallerini önlemesini zorunlu kılmayı hedefliyordu. Ancak yasanın uygulanmasına yönelik yönetmelikler, hükümetin sürekli ertelemeleri nedeniyle henüz yayımlanmadı. Bu durum, özellikle çay, kahve, kakao ve muz gibi emtiaların üretildiği kırılgan ekonomilerdeki küçük çiftçileri korumasız bırakıyor.
İran'daki savaş, özellikle Körfez bölgesinde nakliye rotalarını etkileyerek küresel gıda fiyatlarında ani artışlara yol açtı. Aynı zamanda, iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve seller, Güney Asya ve Doğu Afrika'daki üreticileri vurdu. İngiltere'ye ithal edilen pirincin önemli bir kısmını karşılayan Hindistan, geçen yıl patates ve soğan ihracatına kısıtlama getirdi. Bu gelişmeler, İngiltere'deki gıda enflasyonunu tetiklerken, tedarik zincirinin en altındaki çiftçilerin gelirlerini eritti.
Küresel boyut: Kim kaybediyor?
Dünya Bankası verilerine göre, dünya genelinde 500 milyondan fazla küçük çiftçi ailesi var. Bunlar, küresel gıda üretiminin yüzde 70'inden fazlasını karşılıyor. Ancak bu çiftçilerin çoğu, savaş ve iklim şoklarına karşı en savunmasız kesim. İran savaşı, Orta Doğu'da tarımsal üretimi doğrudan etkilerken, aynı zamanda Ukrayna tahıl koridoru anlaşmasının askıya alınması gibi ikincil etkiler yaratıyor. Uzmanlar, İngiltere'nin yeni kuralları geciktirmesinin, gelişmekte olan ülkelerdeki küçük çiftçileri daha da marjinalleştireceğini söylüyor.
Sivil toplum kuruluşları, hükümetleri tedarik zinciri yasalarını hızla uygulamaya çağırıyor. Örneğin Fairtrade Vakfı, adil ticaret uygulamalarının yaygınlaştırılması için baskı yapıyor. Bu yasalar olmadan, büyük perakendecilerin tedarikçileri üzerinde aşırı fiyat baskısı kurarak çiftçilerin gelirlerini daha da düşürebileceği endişesi var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de benzer bir tedarik zinciri yasası çıkarmayı tartıştığı bir dönemde dikkat çekiyor. Türkiye, hem Avrupa Birliği'ne ihracat yapan bir üretici hem de Orta Doğu ve Kafkaslar'da tarımsal ticaretin önemli bir aktörü. İran savaşı, Türk tarım ürünlerinin bölgeye ihracatında lojistik zorluklar yaratırken, iklim değişikliği de iç üretimi tehdit ediyor. Türkiye'nin, tedarik zinciri şeffaflığı ve adil ticaret konusunda İngiltere'nin yaşadığı gecikmeleri dikkate alarak önleyici politikalar geliştirmesi gerekiyor. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerle yaptığı ticaret anlaşmalarında küçük çiftçileri koruyucu hükümlere yer vermesi, hem diplomatik hem de ekonomik çıkarlarına hizmet eder.