İran’da devam eden savaş, Hindistan ekonomisinin dayanıklılığını ciddi biçimde test ediyor. Başbakan Narendra Modi liderliğindeki hükümet, hem acil durum önlemleri hem de yapısal reformlarla ülkenin yeniden toparlanmasını sağlamak zorunda. Petrol fiyatlarındaki ani yükseliş, Körfez ülkelerine yapılan ihracatın daralması ve milyonlarca Hintli işçinin bulunduğu bölgedeki belirsizlik, Hindistan’ı küresel çapta en kırılgan ekonomilerden biri haline getiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Hindistan, petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 85’ini ithal ediyor ve bu ithalatın önemli bir kısmı İran ve komşu Körfez ülkelerinden sağlanıyor.
Enerji Fiyatları ve Tedarik Zinciri Krizi
İran’daki çatışmaların başlamasıyla birlikte ham petrol fiyatları varil başına 120 doların üzerine çıktı. Bu durum, Hindistan gibi enerji ithalatçısı ülkeler için cari açığın hızla büyümesi anlamına geliyor. Hindistan Merkez Bankası, enflasyon beklentilerinin yukarı yönlü revize edildiğini ve faiz oranlarının artırılabileceğini duyurdu. Öte yandan, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği tehdit altında olduğu için Hindistan’ın petrol tedarik rotaları da risk altında. Yeni Delhi, Stratejik Petrol Rezervlerini devreye sokarak kısa vadeli dalgalanmaları yönetmeye çalışıyor ancak uzun vadede alternatif tedarikçiler bulmak ve yeşil enerji dönüşümünü hızlandırmak zorunda.
Hindistan’ın İran ve Irak’a olan ihracatı da çatışmalardan doğrudan etkileniyor. Özellikle pirinç, çay ve tekstil ürünlerinde önemli kayıplar yaşanıyor. Hintli ihracatçılar, nakliye sigortası primlerinin yüzde 300 arttığını ve bazı rotalarda kargo taşımacılığının tamamen durduğunu bildiriyor. Bu durum, Hindistan’ın toplam ihracatında yüzde 5’lik bir daralmaya yol açabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran savaşı, sadece Hindistan’ı değil, küresel ekonomiyi de tehdit ediyor. Petrol fiyatlarındaki artış, başta Çin ve Japonya olmak üzere Asya’nın diğer büyük ithalatçılarını da vuruyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel büyüme tahminini yüzde 0,5 puan aşağı çekerek yüzde 3,2’ye indirdi. Hindistan ise bu yıl yüzde 6,3 büyüme beklerken, şimdi bu oranın yüzde 5’in altına düşebileceği konuşuluyor. Modi yönetimi, bir yandan Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleriyle yeni ticaret anlaşmaları müzakere ederken, diğer yandan Rusya ve Venezuela’dan daha uygun fiyatlı petrol almaya çalışıyor. Ancak bu ülkelerin üretim kapasiteleri sınırlı ve lojistik maliyetler yüksek.
Hindistan’ın en büyük avantajı, geniş iç pazarı ve dijitalleşme hamlesiyle kayıt dışı ekonomiyi azaltma potansiyeli. Uzmanlar, Modi’nin 2016’daki nakit para reformuna benzer radikal adımlar atması gerektiğini söylüyor. Ayrıca, savunma harcamalarının artması beklenirken, sosyal harcamaların kısılması siyasi risk taşıyor. Önümüzdeki seçimler öncesinde halkın alım gücünü korumak, hükümetin öncelikli hedefi olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan’ın İran krizinden etkilenmesi, Türkiye için de önemli sinyaller barındırıyor. Türkiye de benzer şekilde enerji ithalatına bağımlı bir ekonomi olarak petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı kırılgan. İran savaşı, küresel tedarik zincirlerinde Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’na alternatif rotalar arayışını hızlandırabilir. Türkiye’nin Orta Koridor girişimi, Hindistan’ın Avrupa’ya alternatif ticaret yolları arayışıyla kesişebilir. Ayrıca, Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, Türkiye’nin de benzer politikalar izlediği bir dönemde iki ülke arasında enerji işbirliği fırsatları doğurabilir. Ancak bu gelişmeler, ABD ile ilişkilerde yeni gerilimlere de yol açabilir.