Uluslararası enerji piyasalarını yakından izleyen analistler, dünyanın en kritik iki deniz ticaret yolu olan Hürmüz Boğazı ve Bab el-Mendep Boğazı'ndaki trafik akışında belirgin bir ayrışma yaşandığını ortaya koydu. Denizcilik veri analiz şirketi Kpler'in son raporuna göre, Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret hacmi son dönemde görece düşük seyrederken, Bab el-Mendep'ten geçen gemi trafiği yüzde 18 oranında artış gösterdi. Bu durum, küresel enerji tedarik rotalarının ve bölgesel güvenlik dinamiklerinin yeniden şekillendiğine işaret ediyor.
Hürmüz'de durgunluğun nedenleri
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak, İran ile Umman arasında yer alıyor. Bölgedeki jeopolitik gerilimler, özellikle İran ile Batılı ülkeler arasındaki nükleer müzakerelerdeki tıkanıklık ve İsrail-Hamas çatışmasının yansımaları, gemi trafiğini doğrudan etkileyen faktörler arasında. Kpler verileri, son aylarda Hürmüz'den geçen tanker sayısında belirgin bir azalma olduğunu gösteriyor. Bunun başlıca nedenleri arasında, bölgedeki güvenlik risklerinin artması nedeniyle bazı nakliye şirketlerinin rotalarını değiştirmesi ve Suudi Arabistan ile Rusya'nın üretim kesintileri nedeniyle ham petrol arzının daralması sayılabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırma ihtimali, ticaret hacmi üzerinde baskı oluşturuyor.
Öte yandan, Kızıldeniz'in güneyindeki Bab el-Mendep Boğazı'ndan geçen trafikteki yüzde 18'lik artış dikkat çekiyor. Bu artışın arkasında, Asya ile Avrupa arasındaki ticarette Süveyş Kanalı rotasının öncelikli olması ve bölge ülkelerinin artan enerji talepleri yatıyor. Özellikle Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkelerinin Orta Doğu'dan yaptığı ham petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatı, Bab el-Mendep üzerinden yapılan taşımacılığı artırıyor. Yemen'deki iç savaşın ve Husi saldırılarının zaman zaman kesintiye uğrattığı bu güzergâhta, son dönemde güvenlik önlemlerinin artırılması ve uluslararası deniz kuvvetlerinin devriye faaliyetleri, ticaretin akışını kolaylaştırıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İki boğaz arasındaki bu zıt tablo, küresel enerji arz güvenliği açısından kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor. Uzmanlar, Hürmüz'deki durgunluğun, İran'ın petrol ihracatını artırma çabalarını sınırladığını ve bu durumun küresel petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda, Bab el-Mendep'teki artış, Asya'nın enerji talebindeki güçlü seyrin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Çin'in ve Hindistan'ın artan ithalatı, bu boğazın stratejik önemini daha da artırıyor.
Küresel enerji rotalarındaki bu değişim, Süveyş Kanalı'nı da yakından ilgilendiriyor. Mısır'ın bu kanaldan elde ettiği gelirler, Bab el-Mendep'teki hacim artışından olumlu etkilenirken, Hürmüz'deki durgunluk, bazı Orta Doğu ülkelerinin petrol ihracat gelirlerinde düşüşe neden olabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik politikaları ve Çin'in Orta Doğu'daki artan nüfuzu, bu deniz yollarının geleceği üzerinde belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji ticaretindeki konumu açısından önemli bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithalatla karşılayan bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki durgunluğun küresel fiyatlara olası etkilerini yakından izliyor. Öte yandan, Bab el-Mendep'teki artış, Türkiye'nin Orta Doğu ve Asya ile olan ticaretinde bu rotanın önemini artırabilir. Türkiye'nin geliştirmeyi hedeflediği enerji koridoru projeleri ve Doğu Akdeniz'deki doğalgaz keşifleri, bu değişen dinamiklerde Ankara'ya alternatif stratejik seçenekler sunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin kalkınma yolu projesi gibi Asya ile Avrupa arasında kara ve demiryolu bağlantılarını güçlendirme çabaları, deniz ticaretindeki belirsizliklere karşı bir çeşitlendirme aracı olarak değerlendirilebilir.