ASMARA, 5 Ekim - Eritre'nin başkenti Asmara'da, 6 yaşındayken ailesi tarafından çöle bırakılan Halima Mohammed, Devrim Okulu'nda büyüdü. Bu okul, bağımsızlık savaşı veren Eritreli gerillaların çocuklarının yetiştirildiği bir yerdi. Bugün Eritre, onlarca yıl süren savaş ve izolasyonun ardından, İran'da devam eden savaşın gölgesinde uluslararası arenada yeniden görünürlük kazanmaya çalışıyor. Kızıldeniz'in stratejik kapısında yer alan ülke, bölgesel ve küresel güçlerin ilgisini yeniden çekiyor.
Uzun süren izolasyonun ardından değişen denklem
Eritre, 1993'te Etiyopya'dan bağımsızlığını kazandıktan sonra uzun süre Batı tarafından dışlanmış, insan hakları ihlalleri ve demokrasi eksikliği nedeniyle yaptırımlarla karşılaşmıştı. Ancak İran'da süregelen savaş, bölgesel dengeleri alt üst etti. Kızıldeniz'de artan askeri hareketlilik ve ticaret yollarının güvenliği, Eritre'nin jeostratejik önemini yeniden gündeme taşıdı. Ülke, limanları ve askeri üsleriyle bölgesel aktörler için cazip bir ortak haline geldi. Son aylarda Eritre heyetlerinin çeşitli uluslararası toplantılara katıldığı, bazı Batılı ülkelerin Asmara ile diyalog kapılarını araladığı görülüyor.
Halima Mohammed gibi savaş çocukları, ülkenin bugünkü yönetiminde önemli görevlerde bulunuyor. Ancak ülke hâlâ ağır insan hakları ihlalleri ve siyasi baskılarla anılıyor. Son dönemde Eritre'nin, Kızıldeniz'de artan deniz haydutluğu ve istikrarsızlık karşısında uluslararası toplumla işbirliği yapma sinyalleri verdiği belirtiliyor. Bu durum, ülkenin on yıllardır süren tecrit politikasını yumuşatabileceği yönünde yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kızıldeniz'de yeni rekabet
İran savaşı, Orta Doğu'dan Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada güç dengelerini değiştirdi. Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği bir koridor olarak stratejik önemini koruyor. Eritre, bu koridorun batı yakasında yer alıyor ve Bab el-Mendeb Boğazı'na komşu. Ülkenin limanları, askeri operasyonlar için kritik bir avantaj sunuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin Eritre'de askeri varlık göstermesi, bölgesel rekabetin bir parçası. Son olarak İran'ın bölgedeki etkisini artırma çabaları, Eritre'yi yeniden stratejik bir satranç tahtası haline getirdi.
Batılı ülkeler, Eritre'yi insan hakları konusunda eleştirmeye devam etse de, İran savaşının yarattığı güvenlik endişeleri nedeniyle pragmatik bir yaklaşım benimsiyor. Özellikle deniz güvenliği ve terörle mücadele konularında Eritre ile işbirliği yapılması gerektiği dile getiriliyor. Bu durum, ülkenin uluslararası toplumla entegrasyonu yolunda bir fırsat penceresi açabilir. Ancak Eritre'nin insan hakları sicili ve tek partili yönetimi, bu sürecin önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'de artan istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Eritre'nin uluslararası arenaya dönüşü, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve stratejik çıkarları açısından önem taşıyor. Türk mallarının Afrika'ya ulaşımında Kızıldeniz kritik bir güzergâh. Eritre ile geliştirilecek ilişkiler, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini artırabilir. Ayrıca, İran savaşının yarattığı belirsizlik ortamında Eritre'nin istikrara katkı sağlaması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları için olumlu olabilir. Ancak insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası toplumun Eritre'ye yönelik yaptırımları sürerse, Türkiye'nin denge politikası izlemesi gerekebilir.