ABD yönetimi, İran'a yönelik askeri operasyonlar ve bölgesel müdahaleler kapsamında bugüne kadar 37,5 milyar doların üzerinde harcama yaptığını duyurdu. Bu rakam, 2001 yılından bu yana Afganistan ve Irak savaşları için harcanan trilyonlarca dolarlık bütçenin yanında daha küçük bir kalem olarak görünse de, İran'a karşı yürütülen 'maksimum baskı' politikasının finansal boyutunu gözler önüne seriyor. Uzmanlar, Kongre üyelerinin bu fonlamaya karşı oy kullanmasının, özellikle seçim bölgelerinde askeri istihdam ve savunma sanayii bağlantıları nedeniyle oldukça zor olduğunu ifade ediyor.
İran savaşı fonu ve Kongre dinamiği
Washington merkezli düşünce kuruluşlarından analistler, İran'a yönelik askeri fonlamanın Kongre'deki oylamalarının, milletvekilleri için adeta bir 'sadakat testi' haline geldiğini vurguluyor. Özellikle savunma sanayiinin yoğun olduğu eyaletlerden gelen vekiller, bu fonları desteklemek zorunda kalıyor; aksi takdirde yerel istihdama zarar verecekleri endişesi taşıyor. ABD Savunma Bakanlığı verilerine göre, 37,5 milyar dolarlık harcamanın önemli bir kısmı, Orta Doğu'da konuşlu birliklerin lojistiği, İran destekli gruplara karşı hava operasyonları ve füze savunma sistemlerinin güçlendirilmesine gitti.
Bu fonlamanın yasal dayanağı ise 2001 tarihli Askeri Güç Kullanımı Yetkisi (AUMF) ve 2002 Irak Savaşı yetkisine dayanıyor. Ancak birçok Kongre üyesi, bu yetkilerin İran'a karşı yürütülen operasyonları kapsamadığını savunuyor. Buna rağmen, geçmiş oylamalarda fon kesintisi önerileri genellikle reddedildi. Analistler, 'Kongre üyeleri askeri harcamalara karşı oy vermenin, ulusal güvenlik konusunda zayıf görünmek anlamına geldiğini biliyor' yorumunu yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran savaşı fonu, sadece ABD iç politikasında değil, Orta Doğu'nun güvenlik mimarisinde de önemli yankı uyandırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel müttefikler, ABD'nin İran'a karşı caydırıcılığını artırmasından memnuniyet duyarken, Irak ve Suriye'deki İran yanlısı milis gruplar bu fonlamayı 'savaş ilanı' olarak nitelendiriyor. Ayrıca, 37,5 milyar dolarlık harcamanın büyük kısmının havadan karaya mühimmat, insansız hava araçları ve istihbarat toplama faaliyetlerine harcanmış olması, Pentagon'un 'düşük yoğunluklu çatışma' stratejisine işaret ediyor.
Uzmanlar, bu fonlamanın devam etmesi halinde, İran'ın nükleer programına yönelik diplomatik çabaların daha da karmaşık hale geleceğini öngörüyor. Tahran yönetimi, ABD'nin askeri harcamalarını kendisine yönelik bir tehdit olarak görürken, uluslararası toplumun bir kısmı da bu harcamaların bölgedeki gerilimi artırdığı eleştirisini yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem komşu hem de bölgesel bir rakip olarak, ABD'nin İran'a yönelik askeri harcamalarını yakından takip ediyor. 37,5 milyar dolarlık fonun önemli bir kısmı, Irak ve Suriye'deki PKK/YPG unsurlarına yönelik operasyonları da etkileyebilecek bölgesel bir denge unsuru. Ayrıca, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü askeri baskı, Türkiye'nin enerji güvenliği ve Kuzey Irak'taki nüfuz mücadelesi açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, bir yandan İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan ABD'nin bölgedeki askeri varlığının kendi güvenlik çıkarlarıyla örtüşüp örtüşmediğini değerlendirmek durumundadır. Bu bağlamda, Ankara'nın İran'a yönelik fonlamanın azaltılması veya yeniden şekillendirilmesi yönündeki Kongre tartışmalarını, kendi dış politika hedefleri açısından bir fırsat penceresi olarak görmesi mümkündür.