İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'da beklenen başarıyı elde edemeyen askeri operasyonun ardından siyasi kariyerini kurtarma telaşına düştü. Netanyahu şimdi ateşini devlet kurumlarına yöneltiyor, yargıyı ve güvenlik güçlerini hedef alarak dikkatleri başarısızlıktan başka yöne çekmeye çalışıyor. Ortadoğu'da yeni bir krizin fitilini ateşleyen bu gelişme, İsrail iç siyasetinde deprem etkisi yaratırken bölgesel dengeleri de altüst ediyor.
Gelişmenin arka planı
Netanyahu'nun İran'a yönelik son askeri girişimi, İsrail'in yıllardır süren İran nükleer programına yönelik mücadelesinde kritik bir dönüm noktası olarak lanse edilmişti. Ancak operasyon, hedeflenen nükleer tesisleri etkisiz hale getirmekte başarısız olurken, İsrail'in birçok insansız hava aracı ve savaş uçağını kaybetmesiyle sonuçlandı. Bu başarısızlık, Netanyahu hükümetine karşı muhalefet içinde büyüyen bir öfkeye yol açtı.
Başbakan, bu durumu tersine çevirmek için yargı bağımsızlığını hedef alan bir söylem geliştirdi. Netanyahu, İsrail Yüksek Mahkemesi'ni ve Başsavcılık ofisini “ülkeyi zayıflatmakla” suçlarken, polis ve Şin Bet gibi güvenlik birimlerini de “dış güçlerin maşası” olmakla itham etti. Bu hamleler, uzmanlara göre Netanyahu'nun yolsuzluk davalarından ve İran'daki askeri başarısızlığın hesabından kaçma girişimi olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu iç kriz, İsrail'in uluslararası itibarını zedelerken, İran'ın bölgedeki konumunu güçlendirdi. İran yönetimi, İsrail saldırısına karşı başarılı bir savunma gösterdiklerini ve böylece caydırıcılıklarını artırdıklarını iddia ediyor. Bu durum, İran'ın Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Suriye'deki milisler aracılığıyla yürüttüğü vekalet savaşlarında elini güçlendirebilir.
ABD ve Avrupa ülkeleri, tırmanan gerilimden endişe duyuyor. Washington, Netanyahu'ya itidal çağrısı yaparken, Fransa ve Almanya gibi ülkeler ise ateşkes için arabuluculuk girişimlerini hızlandırdı. Ancak Netanyahu'nun devlet kurumlarına yönelik sert tutumu, uluslararası toplumda demokratik değerler konusunda İsrail'e yönelik eleştirileri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran-İsrail geriliminde dikkatli bir denge politikası izlemek zorunda. Netanyahu'nun İran'daki başarısızlığı Tahran'ı cesaretlendirebilir ve bölgesel güç dengelerini değiştirebilir. Bu durum, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki PKK/PYD varlığına yönelik operasyonlarını veya Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon keşiflerini etkilemese de, İran'ın nükleer programı üzerinde baskının azalması Ankara için endişe kaynağı. Ayrıca İsrail'de yargı ve demokrasi tartışmaları, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu benzer tartışmalarla birlikte okunarak bölgesel otoriterleşme eğilimlerine işaret ediyor. Türk kamuoyunda bu gelişmeler, Filistin meselesi bağlamında ele alınmakla birlikte, doğrudan bir etki oluşturmuyor.