GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Orta Doğu

İran’ın Savaş Korkusu Kalktı: Düşük Yoğunluklu Çatışma Riski

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
İran’ın Savaş Korkusu Kalktı: Düşük Yoğunluklu Çatışma Riski
📊
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: Batı Liberal Ekonomi Medyası
📊 Batı Liberal Ekonomi Medyası
Çeviri Kaynağı
The Economist — Bu haber, The Economist'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

İran, uzun yıllar boyunca büyük bir savaştan kaçınan temkinli bir dış politika izlerken, son dönemde bu tutumunu kökten değiştiriyor. Tahran yönetimi, nükleer programındaki ilerlemelere, bölgesel milis güçlerine verdiği desteğe ve İsrail ile artan gerginliğe rağmen, doğrudan bir askeri çatışmaya girmekten çekiniyordu. Ancak son aylarda yaşanan gelişmeler, İran’ın artık savaş korkusunu kaybettiğini ve düşük yoğunluklu bir çatışma stratejisine yöneldiğini gösteriyor. Bu değişimin arkasında, uluslararası yaptırımların etkisizleşmesi, İsrail’e karşı yürütülen gölge savaşta elde edilen ilerlemeler ve bölgede ABD’nin azalan askeri varlığı gibi faktörler bulunuyor.

Değişen Strateji: İhtiyattan Riske

İran’ın dış politika yapıcıları, ülkeyi büyük bir savaşa sürükleyecek adımlardan kaçınmak konusunda yıllarca hassas davrandı. 1980-88 İran-Irak Savaşı’nın yıkıcı etkileri, hafızalarda hala tazeyken, Tahran doğrudan askeri angajmandan ziyade vekalet savaşları ve siber saldırılar gibi asimetrik yöntemlere ağırlık veriyordu. Ancak son birkaç yılda, özellikle 2020’de General Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesinin ardından, İran misilleme kapasitesini artırdı. İsrail’e yönelik Ekim 2023’teki Hamas saldırısı sonrası İran destekli Hizbullah’ın çatışmalara daha doğrudan dahil olması, bu yeni stratejinin en belirgin işareti oldu. İran, İsrail’e karşı açık bir cephe açmasa da, Hizbullah ve Yemen’deki Husiler aracılığıyla düşük yoğunluklu bir savaşı yürütüyor. Aynı zamanda Irak ve Suriye’deki ABD üslerine yönelik saldırılar da arttı. Bu eylemler, Tahran’ın savaştan çekinmediğini, aksine kontrollü bir çatışma ortamını tercih ettiğini gösteriyor.

Uzmanlara göre İran’ın bu cesur tutumu, nükleer programındaki ilerlemelerin sağladığı koruma kalkanıyla da bağlantılı. Nükleer silah sahibi olma potansiyeli, İran’a caydırıcılık kazandırırken, bölgesel aktörlere karşı daha agresif bir politika izleme özgürlüğü tanıyor. Ekonomik olarak ise, yaptırımlara rağmen Çin ve Rusya ile artan ticaret, İran’ın ayakta kalmasını sağlıyor. Bu durum, savaş riskini göze alabilecek bir ekonomik dayanıklılık yaratıyor.

Bölgesel Denklemler ve Küresel Yansımalar

İran’ın yeni stratejisi, sadece bölgesel değil, küresel dengeleri de etkiliyor. Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri, İran’ın artan saldırganlığından endişe duyuyor. ABD ise, Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltma politikasına rağmen, İran’ın bu hamleleri karşısında yeniden bir angajmana zorlanıyor. İsrail ise, İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir saldırıyı dahi düşünüyor, ancak bu durum bölgesel bir savaşı tetikleyebilir. Düşük yoğunluklu çatışma stratejisi, İran’ın daha büyük bir savaştan kaçınmasını sağlarken, aynı zamanda bölgedeki istikrarsızlığı derinleştiriyor. Bu belirsizlik ortamı, enerji fiyatlarından küresel tedarik zincirlerine kadar birçok alanda etkisini hissettiriyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

İran’ın savaş korkusunu kaybetmesi, Türkiye için sınır güvenliği, enerji arzı ve bölgesel rekabet açısından önemli riskler barındırıyor. İran’ın Irak ve Suriye’deki faaliyetleri, Türkiye’nin PKK ile mücadelesini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İsrail ile normalleşme adımları atarken, İran’ın İsrail’e yönelik tehditleri bu süreci zora sokabilir. Enerji alanında ise Türkiye, Doğu Akdeniz gazını Avrupa’ya taşıma hedefinde İran’la dolaylı rekabet halinde. İran’ın düşük yoğunluklu çatışma stratejisi, bölgesel dengeleri Türkiye aleyhine değiştirebilir. Ankara, bu yeni duruma karşı diplomatik girişimleri hızlandırarak, hem Tahran’la hem de Batılı müttefikleriyle dengeli bir politika izlemek zorunda.

Etiketler:
İranOrtadoğujeopolitiknükleer programdış politika

İlgili Haberler

Husiler, Babülmendep'ten Geçen Ticari Gemilere Ücret Planlıyor
Orta Doğu

Husiler, Babülmendep'ten Geçen Ticari Gemilere Ücret Planlıyor

10 dk önce

Rusya Telegram Kurucusu Durov'u Teröre Yardımla Suçladı
Orta Doğu

Rusya Telegram Kurucusu Durov'u Teröre Yardımla Suçladı

40 dk önce

Sadr, İran destekli gruplara Irak'ı savaşın dışında tutma çağrısı yaptı
Orta Doğu

Sadr, İran destekli gruplara Irak'ı savaşın dışında tutma çağrısı yaptı

40 dk önce

Şili'deki Filistin Toplumu, İsrail Suçlarına Karşı Uluslararası Müdahale Çağrısı Yaptı
Orta Doğu

Şili'deki Filistin Toplumu, İsrail Suçlarına Karşı Uluslararası Müdahale Çağrısı Yaptı

46 dk önce

Yorumko SPONSORLU
Gerçek insanlar, gerçek yorumlar. Yorum yap, ek gelir elde et — kredilerini hediye çekine çevir.
Google yorumu satın al Yorum yap, kazan
Para kazandıran uygulamalar Evden ek gelir Instagram takipçi satın al Blog
SEPA.tr SPONSORLU
Türkiye'nin bağımsız SEPA, IBAN ve euro transfer rehberi. 30'dan fazla ücretsiz araç — IBAN/BIC doğrulama, transfer maliyeti, banka SEPA desteği.
IBAN Doğrulama SEPA mı SWIFT mi?
SEPA transfer ücreti Türkiye'nin SEPA başvurusu Tüm araçlar sepaturkiye.com sepaturkey.com (EN)
O
Offerqo SPONSORLU
Diş klinikleri için teklif platformu — diş bazında tedavi planı, hastanın dilinde markalı teklif, okunma anında bildirim.
30 gün ücretsiz dene Türkçe