İngiltere'de faaliyet gösteren bazı hayır kurumlarının, Filistin topraklarındaki yasadışı İsrail yerleşimlerine maddi destek sağladığı iddiası üzerine resmi bir soruşturma başlatıldı. İngiltere ve Galler Hayır Komisyonu (Charity Commission), konuya ilişkin olarak işçi Partisi milletvekili Zarah Sultana'nın resmi şikayeti üzerine harekete geçti. Soruşturma, bu kurumların bağışlarının uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerine dolaylı olarak destek olup olmadığını ve hayır kurumlarının yasal yükümlülüklerini ihlal edip etmediğini kapsamlı şekilde incelemeyi hedefliyor.
Şikayetin Ardından Başlatılan Resmi İnceleme
İngiltere ve Galler Hayır Komisyonu, konuya ilişkin resmi soruşturma başlattığını duyurdu. Bu adım, İşçi Partisi milletvekili Zarah Sultana'nın yaptığı yazılı şikayetin ardından geldi. Sultana, söz konusu hayır kurumlarının, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasadışı İsrail yerleşimlerine mali kaynak aktardığını iddia etmişti. Komisyon, bu iddiaları “hayır kurumlarının yasal sorumlulukları” çerçevesinde değerlendireceğini ve gerekli tüm bilgi ve belgeleri toplayacağını açıkladı.
Soruşturma kapsamında, İngiltere merkezli hayır kurumlarının yıllar içinde İsrail yerleşimlerine aktardığı fonların miktarı, bu fonların hangi projelere harcandığı ve kurumların bu konudaki bilinç düzeyi incelenecek. Özellikle, bağışların doğrudan mı yoksa dolaylı olarak mı yerleşimlere ulaştığı üzerinde durulacak. Ayrıca, hayır kurumlarının, bağışlarının yasadışı faaliyetlere hizmet ettiğini bilip bilmediği veya bilmesi gerekip gerekmediği de değerlendirilecek.
Zarah Sultana, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “İngiltere'nin uluslararası hukuka saygılı bir ülke olarak, kendi topraklarından yasadışı yerleşimlere fon akışını engellemesi gerektiğini” belirtti. Sultana, hayır kurumlarının bu tür faaliyetlere aracılık etmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. İşçi Partisi'nden bazı isimler de bu soruşturmayı memnuniyetle karşılarken, İsrail yanlısı gruplar ise soruşturmanın “siyasi bir hedef taşıdığını” öne sürdü.
Hayır Komisyonu'nun soruşturması, İngiltere'deki hayır kurumlarının uluslararası faaliyetlerine yönelik artan bir denetim sürecinin parçası olarak görülüyor. Son yıllarda, hayır kurumlarının çatışma bölgelerindeki faaliyetleri, terör bağlantılı gruplara fon aktarımı iddiaları ve insan hakları ihlallerine dolaylı destek gibi konularda birçok soruşturma yürütüldü. Bu tür incelemeler, hayır sektörünün itibarını korumak ve yasal düzenlemelere uyumunu sağlamak amacıyla önem taşıyor.
Uluslararası Hukuk ve Yerleşimlerin Statüsü
İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'nde kurduğu yerleşimler, uluslararası toplum tarafından büyük ölçüde yasadışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da bu yerleşimlerin “uluslararası hukukun açık ihlali” olduğunu vurguluyor. Uluslararası Adalet Divanı (UAD) da 2024'te verdiği bir danışma görüşünde, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğunu ve yerleşim faaliyetlerinin derhal durdurulması gerektiğini belirtmişti.
Bu bağlamda, İngiltere'deki hayır kurumlarının bu yerleşimlere fon sağlaması, ülkenin uluslararası yükümlülükleri açısından da tartışma yaratıyor. Bazı hukukçular, hayır kurumlarının bu tür fon aktarımlarının, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukuna aykırılık teşkil edebileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, bu fonların Filistin halkının haklarına zarar verdiği ve işgalin sürmesine katkıda bulunduğu da savunuluyor.
İngiltere hükümeti ise İsrail yerleşimlerini gayri meşru kabul etmekle birlikte, hayır kurumlarının faaliyetlerine yönelik daha önce kapsamlı bir yasal düzenleme yapmamıştı. Bu soruşturma, İngiltere'nin bu konudaki tutumunu daha da netleştirebilir. Öte yandan, İsrail hükümeti ve bazı Yahudi örgütleri, yerleşimlerin “tarihi ve dini haklar” çerçevesinde meşru olduğunu savunuyor ve bu tür soruşturmaları “anti-İsrail bir kampanya” olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek açısından olumlu bir adım olarak görülebilir. Türkiye, yıllardır İsrail'in yasadışı yerleşim politikalarını uluslararası platformlarda kınamakta ve Filistin halkının haklarını savunmaktadır. İngiltere'deki bu soruşturma, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskısını artırabilir ve Türkiye'nin bu konudaki söylemlerini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin de benzer şekilde, kendi ülkesinde İsrail yerleşimlerine fon akışını engellemeye yönelik adımlar atması beklenebilir. Bu süreç, Türk dış politikasının Filistin yanlısı duruşuyla örtüşmekte ve bölgesel dengeler üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir.