İran resmi medyası, Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani'nin, İsrail'in Lübnan ve Gazze'deki askeri operasyonlarının "Direnç Ekseni" olarak adlandırılan İran öncülüğündeki ittifakı daha agresif adımlara itebileceğini ve bunun sonucunda Bab el-Mendeb Boğazı'nın Hürmüz Boğazı gibi stratejik bir kriz noktası haline gelebileceğini söylediğini aktardı. Pazartesi günü yayınlanan açıklamada Kaani, İsrail'in bölgedeki saldırganlığının İran ve müttefiklerinin tepkisini radikalleştireceğini vurguladı. Bu açıklama, İsrail'in Gazze'de Hamas'a karşı sürdürdüğü operasyonların yanı sıra Lübnan'da Hizbullah hedeflerine yönelik artan saldırılarının ortasında geldi.
Gelişmenin Arka Planı: Bab el-Mendeb ve Hürmüz Boğazı Karşılaştırması
Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve küresel deniz ticareti için hayati öneme sahip bir su yoludur. İran, daha önce Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditleriyle petrol piyasalarını sarsmıştı. Kaani, İsrail'in Lübnan ve Gazze'deki eylemlerinin Direnç Ekseni'ni, bu kez Bab el-Mendeb'i Hürmüz Boğazı'na benzer bir gerilim noktası haline getirmeye itebileceğini ima etti. Bu, Yemen'deki İran destekli Husilerin Bab el-Mendeb yakınlarında İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde yapıldı. Kaani ayrıca, İsrail'in bölgedeki operasyonlarının genişlemesinin, İran'ın müttefikleri üzerindeki kontrolünü pekiştireceğini ve yeni cepheler açılmasına zemin hazırlayacağını savundu. İranlı komutan, bu durumun İsrail için stratejik bir hata olacağını ve bölgesel dengeleri altüst edeceğini de sözlerine ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Piyasaları ve Güvenlik Riskleri
Kaani'nin açıklamaları, küresel petrol piyasalarında endişeyle karşılandı. Bab el-Mendeb Boğazı'ndan günde yaklaşık 6,2 milyon varil petrol geçiyor. Boğazın kapatılması veya ciddi şekilde sekteye uğraması, enerji fiyatlarında ani yükselişe yol açabilir. Bu tehdit, İran'ın 2019'da Hürmüz Boğazı'nda yaptığı gemilere el koyma ve mayın döşeme operasyonlarını hatırlatıyor. Direnç Ekseni terimi, İran, Suriye, Hizbullah, Husiler ve çeşitli Iraklı milis gruplarını kapsıyor. İsrail'in son dönemde Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarının yoğunlaşması ve Gazze'deki savaşın 11 ayı aşkın süredir devam etmesi, İran'ı daha aktif bir pozisyon almaya sevk ediyor. Uzmanlar, Kaani'nin sözlerinin fiili bir askeri hamleden ziyade, psikolojik bir savaş ve caydırıcılık stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor. Ancak Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik son saldırıları, bu tehdidin gerçekçi bir boyut kazandığını gösteriyor. ABD ve müttefikleri, bölgede deniz güvenliğini sağlamak için Refah Muhafızı Operasyonu'nu başlatmış olsa da, İran'ın bu söylemleri tansiyonu daha da yükseltebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Karadeniz'de Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle artan risklerle hem de Doğu Akdeniz'deki enerji gerilimleriyle boğuşurken, Bab el-Mendeb gibi kritik bir deniz yolunda olası bir kriz Ankara'yı doğrudan etkileyebilir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal ettiği için boğazların kapanması petrol ve doğal gaz fiyatlarını yukarı çekerek ekonomiyi zorlayabilir. Ayrıca Türkiye'nin körfez ülkeleriyle artan ticareti bu rotayı kullanıyor. Diplomatik açıdan ise İran'ın bu çıkışı, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme çabalarını ve Filistin meselesindeki hassas dengesini olumsuz etkileyebilir. Ankara, bölgesel istikrar arayışında İran'ın bu tür söylemlerini yakından izlemek zorunda.