İran'ın başkenti Tahran'dan yükselen sesler, Donald Trump'ın Kasım 2022 ara seçimlerindeki performansını 'zafer' olarak değil, 'büyük bir yenilgi' olarak yorumluyor. Amirhossein Miresmaeili'nin haberine göre, İran'da rejim değişikliği ve özgürlük vaatleriyle Trump'a bel bağlayan protestocular, şimdi kendilerini aldatılmış ve ihanete uğramış hissediyor. Protestoların öncüleri, Trump'ın vaatlerinin havada kaldığını ve kendilerini yalnız bıraktığını söylüyor. Bu içeriden gelen tepkiler, İran'daki muhalif hareketin nabzını tutarken, Trump'ın siyasi geleceğine dair de önemli ipuçları veriyor.
Protestocuların Beklentileri ve Hayal Kırıklığı
Mahsa Amini'nin ölümünün ardından Eylül 2022'de başlayan ve haftalarca süren geniş çaplı protestolar, İran'da rejim karşıtı hareketin en yoğun dönemlerinden biriydi. Protestocular, uluslararası toplumun desteğini beklerken, özellikle Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası ve rejim değişikliği yönündeki açıklamaları, umutları artırmıştı. Ancak Trump'ın 2024 seçimlerine hazırlanırken İran dosyasına yeterince eğilmediğini düşünen eylemciler, hayal kırıklığı ve öfke içinde.
Tahran Üniversitesi öğrencisi ve protesto liderlerinden Parisa K., 'Trump galip gelmedi, aksine kaybetti. Bize yardım edeceğini söylemişti ama şimdi kendi seçim kampanyasına odaklanmış durumda. İran halkı yine yalnız bırakıldı,' dedi. Benzer şekilde, devrim muhafızlarının sert müdahalesiyle karşılaşan göstericiler, ABD'nin ve özellikle Trump'ın somut adım atmadığından yakınıyor. Amirhossein Miresmaeili'nin aktardığına göre, İran'da rejim muhalifleri arasında Trump'a güven duyanların sayısı hızla azalıyor. Bir aktivist, 'Trump sadece kendi çıkarları için bizi kullandı. Şimdi ise bizi unuttu,' ifadelerini kullandı.
Trump'ın Siyasi Yükselişi ve İran'daki Yansımaları
Donald Trump'ın 2016'da başkan seçilmesinin ardından İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası, ülkeyi ekonomik olarak zor durumda bırakmıştı. Trump, Kasım 2022 ara seçimlerinde parti içi desteğini korurken, İran'daki protestoları rejim değişikliği için bir fırsat olarak gördüğünü açıklamıştı. Ancak göstericiler, Trump'ın vaat ettiği desteğin asla gelmediğini belirtiyor. Özellikle Devrim Muhafızları'nın protestoları şiddetle bastırması ve binlerce kişinin tutuklanması, Trump yönetiminin müdahale etmemesi, İranlı muhalifler arasında derin bir güvensizlik yarattı.
Bölgesel uzmanlara göre, İran'da rejim değişikliği umutları her ne kadar canlı kalsa da, Trump'ın yeniden başkan olması durumunda izleyeceği politikanın ne olacağı belirsiz. Zira Trump, ilk döneminde İran'ı zayıflatmayı hedeflese de, doğrudan rejim değişikliği için askeri veya diplomatik adım atmamıştı. İran'daki protestocular, bu kez Trump'ın kendilerine sırtını döndüğünü düşünüyor ve alternatif arayışlarına yöneliyor. Kimi Avrupa ülkelerine, kimi ise Suudi Arabistan ve BAE gibi bölgesel güçlere yönelirken, muhalif hareket uluslararası destek arayışını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki iç karışıklıklar, Türkiye için doğrudan bir tehdit olmasa da bölgesel istikrarı etkileme potansiyeli taşıyor. İran'da rejim değişikliği veya istikrarsızlık, sınır güvenliğinden mülteci akışına, enerji ticaretinden terör gruplarının hareketliliğine kadar pek çok alanda Türkiye'yi etkileyebilir. Özellikle Türkiye'nin İran'la olan sınır ticareti ve enerji ithalatı, olası bir kaos ortamında zarar görebilir. Ayrıca, İran'daki protestoların Türkiye'deki Kürt ve Alevi nüfus üzerindeki etkileri de göz ardı edilmemeli. Türkiye, İran'daki gelişmeleri dikkatle izlerken, bölgesel güç dengelerinde ABD-İran ilişkilerinin seyri Ankara için kilit önemde. Bu nedenle, İran muhalefetinin Trump'a yönelik hayal kırıklığı, Türkiye'nin bölge politikası açısından incelenmesi gereken bir unsur.