İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, cumartesi günü telefon görüşmesi gerçekleştirerek bölgesel gelişmeleri ele aldı. Görüşme, ABD ile İran arasındaki askeri çatışmayı çözme çabalarının çıkmaza girmesiyle aynı döneme denk geldi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre Dar, görüşmede "kesintisiz enerji arzının" önemini vurguladı. İki bakanın ele aldığı konular arasında, bölgede artan tansiyonun enerji nakil hatları ve ticaret yolları üzerindeki olası etkileri de yer aldı.
Görüşmenin Arka Planı ve Tarafların Pozisyonları
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, son haftalarda ABD ile yaşanan askeri gerilimi düşürmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı. Pakistanlı mevkidaşı İshak Dar ile yaptığı telefon görüşmesi, İslamabad'ın Tahran ile Washington arasında arabuluculuk potansiyelini gündeme getirdi. Dar, görüşmede Pakistan'ın enerji güvenliğine verdiği önemi yineledi. Pakistan, İran'dan doğal gaz ithalatı konusunda uzun süredir ABD yaptırımları nedeniyle askıya alınan projeleri bulunan bir ülke konumunda.
ABD-İran hattındaki çıkmaz, bölgesel aktörleri enerji koridorlarının güvenliği konusunda harekete geçirdi. İran, Hürmüz Boğazı'na komşu ve dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bir güzergahta bulunuyor. Pakistan ise hem İran sınırındaki istikrarsızlık hem de Afganistan kaynaklı güvenlik sorunlarıyla mücadele ediyor. Görüşmede ayrıca iki ülke arasındaki sınır ticareti ve ekonomik iş birliği başlıklarının ele alındığı değerlendiriliyor.
Telefon görüşmesi, İran'ın bölgesel müttefikleriyle eş güdümünü artırdığı bir dönemeçte gerçekleşti. Tahran, son haftalarda Rusya, Çin ve Körfez ülkeleriyle temaslarını sıklaştırdı. Pakistan'ın ise Suudi Arabistan ile yakın ilişkileri ve Çin ile stratejik ortaklığı, İslamabad'ı İran ile ABD arasında potansiyel bir kanal haline getiriyor. Ancak Pakistan'ın kendi ekonomik kırılganlıkları ve İran'a yönelik yaptırım rejimi, arabuluculuk kapasitesini sınırlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran gerilimi, yalnızca ikili bir mesele olmaktan çıkıp bölgesel bir enerji ve güvenlik krizine dönüşme riski taşıyor. Hürmüz Boğazı'nda olası bir kapanma veya askeri çatışma, küresel petrol fiyatlarını hızla yükseltme potansiyeline sahip. Bu durum, enerji ithalatına bağımlı ülkeler için ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilir. Pakistan, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithalatla karşılıyor ve İran ile sınır ticareti, ülkenin batı bölgeleri için hayati önem taşıyor.
Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Pakistan'daki Gwadar Limanı ve İran'daki Çabahar Limanı projeleri, bölgesel bağlantıyı doğrudan etkiliyor. ABD yaptırımları, bu projelerin finansmanını ve işleyişini zorlaştırıyor. İran ve Pakistan arasındaki enerji iş birliği, özellikle İran-Pakistan Doğal Gaz Boru Hattı (IP Gaz Hattı) projesi, yıllardır ABD'nin yaptırım tehdidi nedeniyle ilerleyemiyor. Görüşmede bu projenin yeniden canlandırılması ihtimalinin konuşulduğuna dair bir bilgi bulunmuyor; ancak Dar'ın "kesintisiz enerji arzı" vurgusu, bu bağlamda dikkat çekici.
Öte yandan, İran'ın nükleer programı etrafındaki belirsizlik ve ABD'nin "maksimum baskı" politikası, bölgesel bir silahlanma yarışını tetikleme riski taşıyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer kapasitesine karşı kendi savunma sistemlerini güçlendiriyor. Pakistan'ın nükleer bir güç olarak İran ile ilişkileri, bu denklemde ayrı bir önem taşıyor. İslamabad, Tahran ile iş birliğini sürdürürken ABD ile de güvenlik diyalogunu korumaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve Pakistan ile komşu ve bölgesel ticaret ortağı olarak bu gelişmeyi yakından izliyor. ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin enerji ithalatı ve Güney Kafkasya ile Orta Asya'ya açılan ticaret koridorları için risk oluşturuyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek bir kriz, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan İran ile Pakistan arasındaki diyalog, bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlarsa Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarına hizmet eder. Ankara, hem İran hem Pakistan ile iyi ilişkilerini kullanarak arabuluculuk yapabilecek konumda. Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından gelişmeleri dikkatle takip etmesi gerekiyor.