İran'ın İsrail'e yönelik başlattığı ve birkaç saat süren hava operasyonunun sona ermesinin ardından Irak, cumartesi günü hava sahasını yeniden açtığını duyurdu. Irak Ulaştırma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, “Sivil havacılık yetkilileri, hava sahasının tamamen güvenli olduğunu ve tüm uçuşların normal seyrine dönebileceğini bildirmektedir” ifadeleri kullanıldı. Bu adım, Orta Doğu'da tırmanan gerilimin ardından bölgede normalleşme sinyali olarak değerlendiriliyor.
Operasyonun arka planı
İran Devrim Muhafızları Ordusu, cumartesi sabahı erken saatlerde İsrail'e yönelik “geniş kapsamlı” bir hava operasyonu başlattığını açıklamıştı. Operasyon, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da düzenlenen ve aralarında üst düzey İranlı komutanların da bulunduğu 16 kişinin öldüğü saldırıya misilleme olarak tanımlanmıştı. İran medyası, operasyonda yüzlerce insansız hava aracı ve füze kullanıldığını bildirdi. İsrail ordusu ise İran'dan gelen tehditlere karşı hava savunma sistemlerini aktif hale getirdiğini ve ABD ile koordinasyon halinde olduğunu duyurdu. Bölgedeki birçok ülke, olası bir çatışmanın yayılmasını önlemek amacıyla hava sahalarını geçici olarak kapatmıştı.
Irak'ın hava sahasını kapatma kararı, İran operasyonu başlamadan hemen önce alınmıştı. Ürdün, Lübnan, Suriye ve Suudi Arabistan da benzer önlemler almış, sivil havacılık güvenliği gerekçesiyle uçuşlar durdurulmuştu. İran operasyonunun sona ermesiyle birlikte bu ülkelerin çoğu hava sahalarını kademeli olarak yeniden açtı. Bölgedeki hava trafiğinin normale dönmesi, ticari uçuşların ve acil yardım malzemesi taşıyan kargoların gecikmeksizin ilerlemesi açısından kritik önem taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu operasyonu, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana İsrail'e yönelik en büyük doğrudan saldırı olarak tarihe geçti. Daha önce İran, vekil güçler aracılığıyla dolaylı çatışmalara girerken, bu kez doğrudan bir askeri harekat düzenlemesi bölgesel dengeleri sarsabilecek nitelikte. Analistler, İran'ın misilleme yapma kararlılığının yanı sıra, operasyonun kapsamını sınırlı tutarak tam ölçekli bir savaşı tetiklemekten kaçındığını belirtiyor. ABD ve Avrupa Birliği, tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantı kararı aldı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise “İran'ın bu saldırısı cevapsız kalmayacak” diyerek karşılık sinyali verdi. Bu gelişme, Orta Doğu'da yeni bir kriz dalgasının habercisi olabilir.
Irak, coğrafi konumu itibarıyla hem İran hem de Batı ittifakı için stratejik bir öneme sahip. Ülkede çok sayıda Şii milis grubun varlığı, Bağdat yönetimini zaman zaman güç durumda bırakıyor. Irak hükümeti, gerginliğin tırmanmaması için hem Tahran hem Washington nezdinde arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor. Hava sahasının hızla yeniden açılması, bu dengeli tutumun bir yansıması olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, İran destekli grupların Irak'taki faaliyetlerinin ileride yeni gerilimlere yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki istikrarsızlık potansiyelini artırması açısından önem taşıyor. Türkiye, İran ve İsrail arasındaki gerginlikte doğrudan taraf olmamakla birlikte, bölgede yaşanacak herhangi bir askeri çatışma, enerji hatları ve ticaret yollarını tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki askeri varlığı ve bölgedeki Kürt gruplarla ilişkileri, bu tür bir krizde yeniden şekillenebilir. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın “taraflara itidal çağrısı” yapması, Ankara'nın krizi yönetme çabasını yansıtıyor. Orta Doğu'da yeni bir savaş senaryosu, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi politikalarında önleyici adımlar atmasını gerektirecek.