İran ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi artı Almanya (P5+1) arasında yürütülen nükleer müzakereler, ilk aşamanın tamamlanmasının ardından ikinci aşamaya geçti. Görüşmelerin bu yeni safhasında, uranyum zenginleştirme kapasitesi, yaptırımların kaldırılması ve uluslararası denetim mekanizmaları gibi teknik ve siyasi konuların ele alınması bekleniyor. Taraflar, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yeniden canlandırılması için çaba harcarken, İran'ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesi üzerinde duruluyor.
Gelişmenin arka planı
Müzakereler, ABD'nin 2018'de JCPOA'dan tek taraflı çekilmesinin ardından durma noktasına gelmiş, ancak Joe Biden yönetiminin göreve gelmesiyle yeniden başlamıştı. Viyana'da yürütülen dolaylı görüşmelerde, İran ile ABD arasında arabuluculuk yapan Avrupa Birliği, her iki tarafın da anlaşmaya dönme konusunda istekli olduğunu ancak özellikle İran'ın gelişmiş santrifüjlerinin akıbeti ve yaptırımların kapsamı konusunda anlaşmazlıklar bulunduğunu belirtiyor.
İran, nükleer programının barışçıl olduğunu ve tamamen sivil enerji ihtiyacına yönelik olduğunu savunuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ise İran'ın bazı tesislerinde bildirilmemiş nükleer materyal bulduğunu iddia ederek şeffaflık talep ediyor. İkinci aşama görüşmelerinde bu tür teknik denetim sorunlarının da masaya yatırılması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın nükleer programı, sadece Batı ile ilişkilerini değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasından endişe duyuyor. İsrail, JCPOA'nın İran'ın balistik füze programını kapsamamasını eleştiriyor ve daha sıkı bir anlaşma talep ediyor. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi büyük güçler, İran'la ticari ilişkilerini sürdürmek ve Orta Asya'daki nüfuz alanlarını genişletmek için görüşmelerin başarıyla sonuçlanmasını destekliyor.
Küresel enerji piyasalarında, İran'ın yaptırımlardan kurtulması halinde petrol ve doğalgaz ihracatını artırması bekleniyor. Bu durum, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji krizi yaşayan Avrupa için alternatif bir tedarik kaynağı anlamına gelebilir. Ancak müzakerelerin uzaması veya çökmesi, bölgede yeni bir kriz riskini beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile nükleer müzakerelerin başarıya ulaşmasını yakından takip ediyor. İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin enerji ithalatında çeşitlilik sağlamasına ve komşusuyla ticari ilişkilerini geliştirmesine olanak tanıyabilir. Ancak İran'ın nükleer silah elde etmesi, Körfez ülkeleri ve İsrail'le rekabet halindeki Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengelerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, diplomatik çözümden yana bir tutum sergilerken, ABD ve AB ile koordinasyon içinde hareket ederek hem ekonomik çıkarlarını hem de güvenlik kaygılarını dengelemeye çalışıyor.