İran, elektrik üretimindeki nükleer enerji payını artırmak amacıyla kıyı şeridinde beş ayrı noktada yeni nükleer santral inşa etmeye hazırlanıyor. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed İslami, pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu adımın ülkenin enerji arz güvenliğini sağlama ve fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltma stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti. Anadolu Ajansı’nın aktardığı habere göre, İslami santrallerin inşa yeri olarak Basra Körfezi, Umman Denizi ve Hazar Denizi kıyılarının öncelikli olarak değerlendirildiğini söyledi.
Nükleer kapasitede 20 bin megavat hedefi
İran’ın nükleer enerji programı, 2015 yılında imzalanan ve daha sonra ABD’nin tek taraflı olarak çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) çerçevesinde uluslararası denetime tabi tutulmuştu. Anlaşmanın ardından İran, Buşehr’deki mevcut santralini Rusya’nın yardımıyla tamamlayarak devreye almıştı. Şimdi ise Tahran yönetimi, nükleer enerji kapasitesini 20 bin megavata çıkarmayı planlıyor. Bu hedef doğrultusunda İran Atom Enerjisi Kurumu, kıyı bölgelerindeki beş sahayı belirledi ve fizibilite çalışmalarını başlattı.
İslami, açıklamasında her bir santralin ülkenin enerji ihtiyacına önemli katkı sağlayacağını vurgulayarak, “Bu santraller elektrik üretiminde istikrarı artıracak, aynı zamanda su tuzdan arındırma tesislerine de enerji sağlayacak” dedi. İran, özellikle kuraklık ve su kıtlığı yaşanan güney bölgelerinde deniz suyunu arıtmak için nükleer enerjiyi kullanmayı hedefliyor. Bu bağlamda, santrallerin çok amaçlı kullanımı ön plana çıkıyor.
Yaptırımlar ve uluslararası tepkiler
İran’ın nükleer programı, Batılı ülkeler tarafından uranyum zenginleştirme faaliyetleri nedeniyle yakından izleniyor. ABD, İran’a yönelik yaptırımları sürdürürken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran’ın nükleer tesislerindeki denetimlerde sorunlar olduğunu rapor etmişti. İran ise nükleer faaliyetlerinin tamamen barışçıl olduğunu ve enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğunu savunuyor. Yeni santrallerin inşası, İran’ın nükleer teknolojide kendi kendine yeterlilik hedefini yansıtıyor. Tahran, uranyum zenginleştirme kapasitesini artırmanın yanı sıra santral inşasında da yerli mühendislik gücünü kullanmaya çalışıyor.
Öte yandan, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri, İran’ın nükleer programına şüpheyle yaklaşıyor. Bölgedeki gerginlikler, İran’ın nükleer faaliyetlerini çevreleyen belirsizlikleri artırıyor. İran, uluslararası yaptırımlara rağmen nükleer enerji yatırımlarına devam edeceğini açıklarken, Batılı diplomatlar bu hamlelerin anlaşmazlıkları derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’ın nükleer enerji kapasitesini genişletmesi, Türkiye’nin enerji politikaları ve bölgesel güvenlik dinamikleri açısından iki yönlü bir etki yaratabilir. Bir yandan İran, doğalgaz ihracatçısı olarak Türkiye’nin enerji arzında önemli bir partner konumunda; nükleer enerjiye yönelmesi, uzun vadede enerji ihracatına ayrılan kaynakları etkileyebilir. Diğer yandan, İran’ın nükleer programı Batı ile ilişkilerinde bir anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor. Türkiye, hem İran ile ticari ve enerji bağlarını sürdürmek hem de Batılı müttefikleriyle uyumlu bir tutum sergilemek arasında dengeli bir dış politika izlemek zorunda. Olası bir nükleer kriz, Türkiye’nin sınır komşusu İran’da istikrarsızlığı tetikleyebileceği gibi, bölgesel enerji projelerini de etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, süreci dikkatle takip ediyor.