İran’ın nükleer müzakerelerde yer alan teknik heyeti, İsrail’in güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarına tepki olarak İsviçre’ye yapması planlanan ziyaretini erteledi. Orta Doğu’da tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde gelen bu karar, uluslararası toplumda endişe yaratırken, nükleer anlaşmanın geleceğine ilişkin belirsizlikleri de artırdı. İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail’in ‘saldırgan eylemleri’ nedeniyle heyetin İsviçre’ye gitmediği belirtildi.
Gelişmenin arka planı
İran’ın nükleer dosyası, 2015’te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) ABD’nin 2018’de tek taraflı çekilmesiyle sekteye uğramıştı. 2021’den bu yana Viyana’da yürütülen dolaylı müzakerelerde ise somut ilerleme kaydedilememişti. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürürken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Tahran’ın iş birliğini yetersiz buluyordu.
İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlenmesi planlanan toplantı, İran’ın nükleer programına ilişkin teknik detayların ele alınması ve Batılı ülkelerle diyalog kanallarının açık tutulması açısından kritik öneme sahipti. Ancak İsrail’in 6 Ekim’de Lübnan’ın güneyinde Hizbullah hedeflerine yönelik düzenlediği saldırılar, İran’ın kararını etkiledi.
Tahran yönetimi, İsrail’in eylemlerini ‘bölgesel barışa tehdit’ olarak nitelerken, nükleer heyetin seyahatini erteleme kararının bu saldırılarla bağlantılı olduğu ifade edildi. İran’ın BM nezdindeki temsilcisi, “Müzakere masasına oturmak için uygun ortamın oluşmasını bekliyoruz” dedi.
Bölgesel veya küresel boyut
İran’ın bu hamlesi, bir yandan nükleer müzakereleri tıkarken, diğer yandan İsrail-İran gerilimini daha da körüklüyor. İsrail, uzun süredir İran’ın nükleer programını askeri seçenek dahil her yolla durdurmayı hedefliyor. Öte yandan, ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri, Tahran’ı müzakerelere dönmeye çağırıyor.
Uzmanlar, İran’ın erteleme kararının diplomatik bir manevra olduğu kadar, Hizbullah’a verilen desteğin bir göstergesi olduğunu da belirtiyor. İran, Lübnan’daki müttefikine yönelik saldırılara sessiz kalmayarak, ‘Direniş Ekseni’ içindeki konumunu pekiştirmeyi amaçlıyor. Ancak bu durum, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması umutlarını da zora sokuyor.
Orta Doğu’da İsrail’in Gazze operasyonları ve Lübnan’a yönelik saldırıları, bölgenin zaten kırılgan olan dengelerini alt üst etmiş durumda. İran’ın nükleer hamlesi, ABD’nin bölgedeki angajmanını da olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’ın nükleer heyetini İsviçre görüşmelerinden çekmesi, Türkiye’nin yakından takip ettiği bir gelişmedir. Türkiye, hem İran’la enerji ve ticaret ilişkileri hem de NATO üyesi olarak İsrail’le dengeli bir politika izlemektedir. Bu erteleme, bölgesel gerilimi artırarak Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, nükleer müzakerelerin tıkanması, İran’a yönelik yaptırımların sürmesi anlamına gelir ve bu da Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından risk oluşturabilir. Ankara, diplomasi kanallarını açık tutarak hem Tahran’la hem de Batı’yla iletişimini sürdürmek durumundadır.