Oxfam Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Güvenlik Konseyi'ne hitaben konuşan üst düzey yetkili, Gazze'de ateşkesin 'başarısız olduğu' bir ortamda, uluslararası toplumu artık sözden eyleme geçmeye çağırdı. Khalidi, Güvenlik Konseyi'nin işgal altındaki Filistin topraklarında yaşanan vahşeti durdurmak için siyasi, diplomatik ve hukuki tüm araçları kullanması gerektiğini vurguladı. Oxfam temsilcisinin bu sert çıkışı, Birleşmiş Milletler'in en yüksek karar organının Filistin meselesindeki ataletine yönelik artan eleştirilerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Ateşkes Neden Başarısız Oluyor?
Khalidi'nin BM Güvenlik Konseyi'ndeki konuşması, uluslararası toplumun Gazze'deki insani felaketi önleme çabalarının yetersiz kaldığı bir döneme denk geldi. Ateşkes çağrılarına rağmen, İsrail'in hava saldırıları ve kara operasyonları devam ediyor. Oxfam'ın saha raporlarına göre, Gazze'deki hastanelerin yüzde 80'i çalışmaz hale gelirken, temiz suya erişim neredeyse tamamen kesildi. Bir milyondan fazla Filistinli, gıda ve ilaç yardımına bağımlı durumda. Khalidi, BMGK'nın 2728 sayılı kararına rağmen ateşkesin sağlanamadığını hatırlatarak, "Bu karar, sadece kağıt üzerinde kaldı. Soykırımın durdurulması için somut adımlar atılmazsa, tarih bizi yargılayacak" dedi.
Oxfam yetkilisi, Güvenlik Konseyi'nin İsrail'e yaptırım uygulama yetkisini kullanmaktan kaçındığını belirtti. "Veto hakkı, bu kurumu felç etti. ABD'nin defalarca kullandığı veto, BM'nin Filistin'deki vahşeti durdurma kabiliyetini ortadan kaldırdı" ifadelerini kullandı. Khalidi, alternatif olarak Genel Kurul'un 'Barış İçin Birlik' kararını devreye sokması gerektiğini savundu. Ayrıca, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) ve Uluslararası Adalet Divanı'nı (UAD) Filistin'de işlenen savaş suçlarını soruşturmaya çağırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Savaşın Yayılma Riski
Gazze'deki çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riski her geçen gün artıyor. İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasındaki sınır çatışmaları şiddetlenirken, Yemen'deki Husiler Kızıldeniz'de uluslararası ticareti hedef alıyor. Oxfam yetkilisi, bu durumun sadece Filistin değil, tüm Orta Doğu'nun istikrarını tehdit ettiğini vurguladı. "Her geçen gün daha fazla masum insan ölüyor. Bölgesel bir savaşın eşiğindeyiz ve BM'nin bunu durduracak iradeyi göstermesi şart" dedi.
Khalidi'nin konuşması, küresel kamuoyunun Filistin meselesine olan ilgisinin yeniden arttığı bir döneme işaret ediyor. Son haftalarda dünya genelinde düzenlenen büyük protestolarda, hükümetlere Filistin'e yönelik politikalarını değiştirme çağrısı yapıldı. Oxfam'ın çağrısı, sivil toplum örgütlerinin BM'yi harekete geçirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Örgüt, Güvenlik Konseyi'nin ivedilikle toplanarak ateşkesin uygulanması için bağlayıcı bir karar almasını talep ediyor. Ayrıca, tüm taraflara uluslararası insani hukuka saygı gösterme çağrısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Oxfam'ın bu çıkışı, Türkiye'nin Filistin konusundaki geleneksel duruşuyla örtüşüyor. Ankara, BM Güvenlik Konseyi'nde reform yapılmasını ve veto hakkının kötüye kullanımının önlenmesini savunuyor. Türkiye, Gazze'ye insani yardımları sürdürürken, diplomatik olarak da ateşkesin sağlanması için çaba gösteriyor. Bu bağlamda, BM'nin etkin bir rol oynamaması, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırabilecek bir boşluk yaratıyor. Ancak aynı zamanda, uluslararası toplumun bu konuda bölünmüş olması, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını da zorlaştırıyor. Türkiye'nin, Oxfam gibi sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yaparak BM'deki reform taleplerini güçlendirmesi ve Filistin'deki insani krize dikkat çekmesi bekleniyor.