ABD ve İran arasında yürütülen nükleer anlaşma müzakereleri, tarafların birbirine yaklaşmasıyla kritik bir aşamaya girdi. Viyana’da süren görüşmelerde, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) yeniden canlandırılması için son pürüzlerin giderilmeye çalışıldığı belirtiliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, anlaşmanın “her zamankinden daha yakın” olduğunu ifade ederken, İranlı yetkililer de yapıcı bir atmosferde ilerleme kaydedildiğini doğruladı. Ancak iki taraf arasında özellikle yaptırımların kapsamı ve İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri konusunda hâlâ önemli farklılıklar bulunuyor.
Görüşmelerin Arka Planı ve Mevcut Durum
2018’de ABD’nin anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve ardından uygulamaya koyduğu “maksimum baskı” politikası, İran’ı nükleer faaliyetlerini artırmaya itmişti. Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte diplomasiye dönüş sinyali verilmiş, Nisan 2021’den bu yana Viyana’da altı tur müzakere gerçekleştirilmişti. Son olarak 2022 yılında müzakerelerde önemli ilerleme kaydedilse de Rusya’nın Ukrayna müdahalesi ve İran’ın taleplerindeki katılık nedeniyle süreç uzamıştı. Şu anda masadaki son taslak metin, uranyum zenginleştirme seviyesinin %3.67’ye düşürülmesi, mevcut stokların azaltılması ve yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngörüyor. İran ise tüm yaptırımların kalkması ve nükleer programına yönelik kısıtlamaların hafifletilmesi konusunda ısrarcı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın sağlanması halinde, Orta Doğu’daki jeopolitik dengelerin değişmesi bekleniyor. İran’ın petrol ihracatının artması, küresel enerji piyasalarını rahatlatabilir ve OPEC+ içindeki dengeleri etkileyebilir. Ayrıca İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyor; İsrail, İran’ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılmaması durumunda kendi güvenliğini tehdit altında gördüğünü belirtiyor. Avrupa Birliği, anlaşmayı destekleyen bir tutum sergilerken, Rusya ve Çin de sürecin parçası olarak kendi çıkarlarını gözetiyor. Diplomatik kaynaklar, nihai metnin birkaç hafta içinde imzalanabileceğini, ancak ABD Kongresi’ndeki Cumhuriyetçi muhalefetin anlaşmayı bloke etme girişimlerinin süreci zorlaştırabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran nükleer anlaşması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Anlaşmanın sağlanması, İran doğalgaz ve petrolünün uluslararası piyasalara dönüşünü hızlandırarak Türkiye’nin enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca İran’la ilişkilerin normalleşmesi, iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırabilir. Ancak İsrail ve ABD ile ilişkilerde hassas dengeler gözetilmesi gerekiyor. Anlaşmanın başarısız olması halinde ise bölgede yeni bir silahlanma yarışı ve gerginlik riski ortaya çıkabilir, bu da Türkiye’nin güney sınırlarında istikrarsızlık yaratabilir.