Birleşmiş Milletler (BM), Mülteci Sözleşmesi'nin 75. yıl dönümü münasebetiyle, mültecilere yönelik küresel dayanışmayı pekiştirmeyi amaçlayan kapsamlı bir kampanya başlattı. Kampanya, aralarında devlet başkanları, Nobel ödüllü akademisyenler, sanatçılar ve sporcuların bulunduğu 75 önemli ismin desteğiyle yürütülecek. Girişimin, 2027 yılında düzenlenecek Küresel Mülteci Forumu öncesinde uluslararası toplumun mültecilere karşı sorumluluklarını hatırlatması ve somut taahhütlerin artırılmasına zemin hazırlaması bekleniyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından koordine edilen kampanya, dünya genelinde mülteci haklarının korunması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için farkındalık yaratmayı hedefliyor.
Kampanyanın Arka Planı ve Hedefleri
1951 Cenevre Sözleşmesi olarak da bilinen Mülteci Sözleşmesi, mültecilerin haklarını ve devletlerin sorumluluklarını tanımlayan temel uluslararası belge niteliğini taşıyor. Sözleşme, bugüne kadar 145 ülke tarafından onaylanmış durumda. Ancak UNHCR verilerine göre, dünya genelinde zorla yerinden edilmiş insan sayısı 120 milyonu aşarak tarihi bir rekora ulaştı. Bu tablo, sözleşmenin güncelliğini ve önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Kampanya kapsamında, mültecilerin karşılaştığı ayrımcılık, dışlanma ve yetersiz koruma sorunlarına dikkat çekilecek; hükümetlerden ve özel sektörden daha fazla finansal ve siyasi destek talep edilecek.
Kampanyanın lansmanı dolayısıyla bir açıklama yapan BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, "Mülteci Sözleşmesi 75 yıldır milyonlarca insanın hayatını kurtardı. Ancak bugün, iklim değişikliği, çatışmalar ve eşitsizlikler nedeniyle mülteci sayıları artarken, dayanışma ruhu aşınıyor. Bu kampanya, mültecilerin yalnız olmadığını göstermek ve onlara umut vermek için bir fırsat" ifadelerini kullandı. Kampanyaya destek veren isimler arasında eski ABD Başkanı Barack Obama, Nobel Barış Ödülü sahibi Malala Yousafzai, İspanyol sinemacı Pedro Almodóvar ve Nijeryalı yazar Chimamanda Ngozi Adichie gibi uluslararası tanınırlığa sahip figürler bulunuyor. Bu isimler, sosyal medya hesaplarından kampanyayı duyurarak mülteci hikayelerinin paylaşılmasını teşvik edecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mülteci Sözleşmesi'nin 75. yılı, Suriye, Ukrayna, Afganistan ve Afrika Boynuzu'ndaki çatışmalar nedeniyle milyonlarca insanın yerinden edildiği bir döneme denk geliyor. Özellikle Ukrayna'daki savaş, Avrupa'nın mülteci politikalarını yeniden tartışmaya açarken; Suriye'deki iç savaş ise Türkiye, Lübnan ve Ürdün gibi ev sahibi ülkelerin üzerindeki yükü artırıyor. Kampanya, bu ülkelerin yükünün paylaşılması gerektiğinin altını çiziyor. Ayrıca, 2027'de yapılacak Küresel Mülteci Forumu'nda, mültecilerin eğitim, istihdam ve sağlık hizmetlerine erişimini artıracak yeni taahhütlerin verilmesi hedefleniyor. BM yetkilileri, kampanyanın bu foruma giden süreçte siyasi iradeyi güçlendirmesini ve mülteci korumasına yönelik finansman açığını kapatmasını umuyor.
Bununla birlikte, bazı ülkelerde yükselen göçmen karşıtı söylemler ve sınır duvarlarının inşası, mülteci haklarına yönelik tehditler oluşturuyor. Kampanya, bu eğilimlere karşı koymak ve mültecilerin toplumlara kattığı değeri vurgulamak amacıyla başlatıldı. Özellikle Avrupa'da aşırı sağ partilerin güç kazanması, mülteci politikalarını sertleştirirken; BM, uluslararası hukukun ve insani değerlerin korunması gerektiğini savunuyor. Kampanya aynı zamanda, mülteci kabul eden ülkelerin ekonomik ve sosyal faydalarını gösteren araştırmaları da ön plana çıkaracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda. Yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli mülteciye kapılarını açan Türkiye, Mülteci Sözleşmesi'nin önemini her zaman vurgulamış ve uluslararası topluma adil yük paylaşımı çağrısında bulunmuştur. Bu kampanya, Türkiye'nin mülteci kriziyle mücadelesinde haklı bir zemin kazanmasına ve uluslararası fonların artırılmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, 2027 Küresel Mülteci Forumu öncesinde Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı mülteci nüfusunun ihtiyaçlarının küresel gündemde daha görünür olması, Ankara'nın dış politikada elini güçlendirebilir. Türkiye'nin kampanyaya aktif destek vermesi, hem insani liderlik vasfını pekiştirmek hem de mültecilerin geri dönüşü için uluslararası işbirliğini artırmak açısından stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.