İran'da yargı sisteminin en üst ismi, sıkıyönetim yanlısı tutumuyla tanınan Muhammed Mohseni Ejie, Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi (DMK) Başkanlığına ikinci kez atandı. Muhafazakâr kanadın önde gelen isimlerinden olan Ejie, ABD ve Avrupa Birliği tarafından yaptırım listesine alınmış, onlarca yıldır yaygın insan hakları ihlallerini yönettiği iddiasıyla uluslararası kamuoyunun eleştirilerine hedef olmuştu. Atama, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in oğlu ve dini lider vekili olarak görülen Mücteba Hamaney tarafından yapıldı. Bu adım, İran'da sertlik yanlısı yargı politikalarının devam edeceğinin ve muhalefete yönelik baskının süreceğinin sinyali olarak değerlendiriliyor.
Ejie'nin geçmişi ve insan hakları ihlalleri
68 yaşındaki Mohseni Ejie, 1980'lerden bu yana İran yargı sisteminin çeşitli kademelerinde görev yaptı. 2019-2021 yılları arasında yargı erkinin başında bulunan İbrahim Reisi'nin ardından, 2021'de DMK başkanlığına getirilmişti. Reisi, 2024'teki helikopter kazasında hayatını kaybedince, Ejie'nin ikinci dönemi tartışma konusu olmuştu.
Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları kuruluşları, Ejie'nin 1988'deki siyasi tutukluların toplu infazlarına katıldığını öne sürüyor. Ayrıca, 2009'daki Yeşil Hareket protestoları sırasında yargıç olarak göstericilere yönelik baskılarda rol aldığı belirtiliyor. ABD Hazine Bakanlığı, 2019'da Ejie'yi "İran'da insan hakları ihlallerine katkıda bulunanlar" listesine dahil etmişti. AB ise 2011'de yaptırım uygulamaya başladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Ejie'nin yeniden atanması, İran'da reformist ve muhafazakâr kanatlar arasındaki güç mücadelesinin bir yansıması olarak görülüyor. Mücteba Hamaney'in bu atamayla yargı üzerindeki nüfuzunu pekiştirdiği, babasının olası vefatı sonrası dini liderlik yarışında elini güçlendirdiği yorumları yapılıyor. Öte yandan, Batı ile nükleer müzakerelerin askıda olduğu bir dönemde, bu atama uluslararası toplumun İran'a yönelik baskılarını artırabilir. Özellikle ABD'nin yeni yönetiminin İran politikasını şekillendirirken, insan hakları dosyasını daha fazla öne çıkarması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da yargı liderliğindeki bu değişiklik, Türkiye'nin doğu komşusundaki istikrar ve güvenlik ortamını doğrudan etkileyebilecek bir faktördür. Sertlik yanlısı bir yargı sisteminin devamı, İran iç muhalefetini daha da baskı altına alabilir ve ülkedeki huzursuzluğu artırabilir. Bu, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu sınırlarında terör örgütlerinin faaliyetlerine zemin hazırlayacak bir güvenlik boşluğuna yol açabilir. Ayrıca, Türkiye ile İran arasında enerji, ticaret ve güvenlik alanlarında süregelen işbirliği, Tahran'daki iç siyasi gelişmelerden etkilenebilir. Türk dış politikası, İran'daki bu tür değişiklikleri dikkatle izlemeli ve bölgesel istikrar için diyalog kanallarını açık tutmalıdır.