İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin ABD ile olası bir savaşı 'güçlü bir konumdan' sona erdirmesi gerektiğini belirterek, rejim içinde devam eden ekonomik baskıya dayanma kapasitesi tartışmalarına yeni bir boyut kazandırdı. Pezeşkiyan'ın açıklamaları, Tahran yönetiminin Washington ile artan gerilim karşısında izleyeceği stratejiye dair derin bir bölünmüşlüğü ortaya koyuyor.
Pezeşkiyan'ın Açıklamaları ve Rejim İçi Tartışmalar
Pezeşkiyan, devlet televizyonunda yayınlanan konuşmasında, "Savaş istemiyoruz, ancak savaş bize dayatılırsa, bunu güçlü bir konumdan bitirmek zorundayız" ifadelerini kullandı. Bu sözler, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in son dönemde ABD'ye yönelik sert retoriğiyle çelişiyor. Hamaney, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamalarda, müzakere çağrılarını reddederek, ABD'nin "güç gösterisi" karşısında geri adım atmayacaklarını vurgulamıştı.
Analistlere göre Pezeşkiyan'ın bu çıkışı, reformist kanadın, ülke ekonomisinin ağır uluslararası yaptırımlar altında daha fazla dayanamayacağı endişesini yansıtıyor. İran'da enflasyonun yüzde 40'ı aştığı, temel gıda ve enerji fiyatlarının hızla arttığı, milli paranın dolar karşısında rekor düşüşler yaşadığı bir dönemde, rejim içinde ekonomik baskıların siyasi istikrarı tehdit ettiği yönünde artan bir kaygı bulunuyor.
Pezeşkiyan'ın bu açıklaması, aynı zamanda İran'ın nükleer programı konusundaki uluslararası müzakerelerin de yeniden başlama ihtimaline işaret ediyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, eski Başkan Donald Trump döneminde 2018'de tekrar devreye sokulmuş ve 2021'de göreve gelen Joe Biden yönetimi, bu yaptırımları kaldırmaya yanaşmamıştı. Pezeşkiyan'ın bu çıkışı, diplomasiye kapı aralayan bir sinyal olarak da yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın bu açıklamaları, Orta Doğu'nun en kritik jeopolitik dengelerinden birini etkiliyor. Tahran yönetiminin ABD ile olası bir çatışmaya girmesi, başta İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri olmak üzere tüm bölgeyi doğrudan etkileyebilir. İsrail, İran'ın nükleer programını kendi güvenliğine varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve son aylarda İran'a yönelik saldırı hazırlıklarını hızlandırdığına dair raporlar artıyor.
ABD tarafı ise İran'a karşı askeri bir seçeneği masada tuttuğunu sık sık hatırlatıyor. Ancak Biden yönetiminin, 2021'deki kaotik Afganistan çekilmesinin ardından yeni bir Orta Doğu savaşına girmek istemediği biliniyor. Bu noktada Pezeşkiyan'ın 'güçlü konumdan savaşı bitirme' çağrısı, hem Tahran'daki hem de Washington'daki şahinleri dizginleme amacı taşıyor.
Rusya ve Çin'in de yakından izlediği bu süreç, uluslararası enerji piyasalarında da dalgalanmalara yol açıyor. Petrol fiyatları, İran'ın petrol ihracatını sekteye uğratabilecek herhangi bir çatışma ihtimaline karşı hassas bir seyir izliyor. İran, dünya ham petrol rezervlerinin yaklaşık %10'una sahip ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol trafiği, küresel arzın beşte birini oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olan ve enerji ithalatında önemli ölçüde bu ülkeye bağımlı olan bir ülke. Dolayısıyla İran-ABD arasındaki olası bir çatışma, enerji arz güvenliğini tehdit edeceği gibi, Kuzey Irak ve Suriye'deki istikrarsızlığı derinleştirerek sınır güvenliğini de riske atabilir. Ayrıca, İran'a uygulanan yaptırımlar nedeniyle Türkiye'nin doğal gaz ve petrol alışverişi de olumsuz etkilenebilir. Ankara, Tahran ile Washington arasındaki gerilimin diplomatik yollarla çözülmesini desteklerken, bölgede gerginlik yaratabilecek adımlardan kaçınılmasını istiyor. Türkiye'nin bu denge politikası, hem İran'la ekonomik ilişkilerini sürdürme hem de NATO müttefiki ABD ile bağlarını koparmama arasında hassas bir denge kurmayı gerektiriyor.