İran'da bir dönemin kapanmasına tanıklık ediliyor. İslam Cumhuriyeti'nin 1989'dan bu yana en üst dini ve siyasi otoritesi olan Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze törenleri bugün başlıyor. Dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları ile üst düzey diplomatlar, rehberin anısını onurlandırmak üzere Tahran'a akın ediyor. Çin, Rusya ve Pakistan başta olmak üzere birçok ülkeden heyetler, cuma günü düzenlenecek anma törenlerine katılacak. Hamaney'in halefi konusundaki belirsizlik ise yalnızca İran'ın iç siyasetini değil, tüm Ortadoğu'nun istikrarını etkileyecek bir sürecin fitilini ateşlemiş durumda.
Gelişmenin arka planı
Ali Hamaney, 1989 yılında Humeyni'nin ölümünün ardından İran'ın en yüksek dini lideri olarak atanmış ve ülke üzerinde mutlak otorite kurmuştu. 85 yaşında hayatını kaybeden Hamaney, İran siyasetinin nükleer program, bölgesel militarizm ve din-devlet ilişkileri gibi kritik alanlarında belirleyici rol oynadı. Cenaze törenleri, İran'da genellikle bir hafta süren yas sürecinin ilk aşaması olarak düzenleniyor. Tahran Üniversitesi kampüsünde başlayacak törenlerin ardından Hamaney'in naaşının Kum kentindeki türbeye defnedilmesi bekleniyor. Yabancı heyetler arasında Çin Devlet Başkanı Yardımcısı, Rusya Federasyonu Konseyi Başkanı ve Pakistan Dışişleri Bakanı'nın da bulunduğu belirtiliyor. Bu katılım, İran'ın küresel sahada hâlâ önemli bir müttefik ağına sahip olduğunu gösterse de, batılı ülkelerin temsil düzeyinin düşük olması dikkat çekiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Hamaney'in ölümü, İran'ın bölgesel politikalarında ve küresel güç dengelerinde önemli değişimlere yol açabilir. Uzun süredir ülkenin dış politikasına yön veren Hamaney'in ardından, özellikle İsrail ve ABD ile gerginliklerin yeniden şekillenmesi bekleniyor. Rusya ve Çin'in İran'a verdiği desteğin devam edip etmeyeceği, Batı yaptırımları altında ekonomik sıkıntı yaşayan İran için hayati önem taşıyor. Öte yandan, Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleri, İran'ın yeni liderinin bölgesel çatışmalara yaklaşımını dikkatle izliyor. Afganistan ve Pakistan'da yaşanan istikrarsızlık da İran'ın doğu sınırlarında güvenlik risklerini artırabilir. Bu nedenle, Hamaney sonrası dönemde İran'ın dış politikasında pragmatik veya sertlik yanlısı bir rotanın benimsenmesi, tüm bölgeyi etkileyecek sonuçlar doğuracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki lider değişimi, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. İran ile 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'na dayanan sınır komşuluğu ve enerji bağımlılığı (doğalgaz ithalatının yaklaşık %20’si İran’dan), Ankara’yı gelişmelere karşı hassas kılıyor. Hamaney sonrası İran’ın Suriye, Irak ve Kafkasya politikalarında yaşanacak olası yumuşama, Türkiye’nin bölgesel nüfuzunu artırabilir. Öte yandan, İran’da derinleşebilecek bir iç istikrarsızlık, göç akınlarını tetikleyebilir ve PKK’nın İran kolu PJAK’ın faaliyetlerini yoğunlaştırmasına yol açabilir. Türkiye, bu süreçte İran’ın toprak bütünlüğünü desteklerken, yeni liderlikle pragmatik bir diyalog kurmayı hedefleyecektir.