İran Dışişleri Bakanlığı, İtalya ve Romanya'yı ABD'nin İran'a yönelik askeri saldırılarına lojistik ve istihbarat desteği sağlamakla suçlayarak, bu iki Avrupa ülkesinin uluslararası hukuk önünde "hesap vereceğini" duyurdu. Tahran yönetimi, özellikle ABD'nin bölgedeki üslerini kullandığını iddia ettiği İtalya ve Romanya'yı, ABD'nin saldırılarına ortak olmakla itham ediyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu ülkelerin topraklarının ABD tarafından İran'a karşı kullanılmasına izin vermeleri, uluslararası hukukun açık ihlalidir ve bunun sonuçlarına katlanacaklardır" ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
İran'ın bu sert çıkışı, ABD'nin Yemen'deki Husilere yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığı ve Basra Körfezi'ndeki askeri varlığını artırdığı bir döneme denk geliyor. Washington yönetimi, İran'ın Yemen'deki Husilere silah ve istihbarat desteği sağladığını iddia ederek Tahran'a yönelik baskıyı artırmıştı. Bu çerçevede ABD, İtalya'daki bazı hava üslerini ve Romanya'daki füze savunma sistemlerini kullandı. İran ise bu adımları "provokasyon" olarak nitelendiriyor ve BM Güvenlik Konseyi'ne başvurarak İtalya ile Romanya aleyhine şikayette bulunacağını açıkladı.
Tahran'ın bu hamlesi, aynı zamanda Avrupa ülkelerine yönelik bir uyarı niteliği taşıyor. İran, AB'nin arabuluculuk çabalarına rağmen ABD ile arasındaki gerilimin tırmanmasından endişe duyuyor. Özellikle İtalya ve Romanya'nın NATO üyesi olması, bu ülkelerin ABD'nin bölgesel operasyonlarında kritik rol oynamasını sağlıyor. İran, bu ülkeleri "tarafsızlık ilkesini ihlal etmekle" suçlarken, uluslararası toplumu da bu konuda adım atmaya çağırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu suçlamaları, Ortadoğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. İtalya ve Romanya, ABD'nin bölgedeki en önemli müttefikleri arasında yer alıyor. İran'ın bu ülkeleri tehdit etmesi, Avrupa ile Tahran arasındaki ilişkileri daha da germe riski taşıyor. Öte yandan, Rusya ve Çin'in İran'a verdiği destek, bu krizin küresel bir boyut kazanmasına neden olabilir. Moskova ve Pekin, ABD'nin tek taraflı eylemlerine karşı sık sık Tahran'ı savunuyor. İtalya ve Romanya'nın NATO üyesi olması, bu ülkelerin ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri harekatında doğrudan rol alabileceği anlamına geliyor. Bu durum, Avrupa güvenlik mimarisini de tehdit ediyor.
Analistler, İran'ın bu çıkışının esas olarak diplomasi masasında elini güçlendirme amacı taşıdığını belirtiyor. Tahran, nükleer müzakerelerde ABD ve Avrupa ülkelerine karşı daha agresif bir tutum sergilemek istiyor. Ayrıca, bu açıklama İran'ın iç kamuoyuna yönelik bir mesaj olarak da görülebilir: Yönetim, ABD'nin baskılarına karşı "kararlı" durduğunu göstermeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin tırmanması, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, hem NATO müttefiki olarak ABD ile işbirliği yapmakta, hem de İran ile komşuluk ilişkilerini sürdürmektedir. İtalya ve Romanya'ya yönelik bu tehditler, Türkiye'yi de dolaylı olarak ilgilendirmektedir. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit edebilir ve sınır güvenliğini riske atabilir. Türkiye, bu nedenle hem ABD hem de İran ile diyaloğu sürdürerek gerilimin düşürülmesini teşvik etmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz politikalarında İtalya ile rekabet halinde olması, bu gelişmeyi Ankara açısından daha da hassas kılmaktadır.