ABD, Körfez bölgesinde İran'a karşı diplomasinin son çare garantörü konumunu sürdürüyor. Bölge ülkeleri, İran'la yönetilmesi zor ilişkilerde doğrudan angajmanı tercih ederken, Washington'un askeri ve siyasi ağırlığı kriz anlarında devreye giriyor. Bu yeni dengeler, Ortadoğu'nun jeopolitik haritasını yeniden şekillendiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son yıllarda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'la doğrudan diplomatik kanallar açarak bölgesel istikrarı kendi inisiyatifleriyle sağlamaya çalışıyor. Çin'in arabuluculuğuyla Mart 2023'te Suudi-İran anlaşması imzalandı; BAE ise 2022'de Tahran'a büyükelçi atadı. Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programına ilişkin endişelerini korurken ticari ve güvenlik diyaloğunu artırmış durumda.
Ancak bu diplomasi trafiğinin sınırları var. Suudi Arabistan'ın İran destekli Husilere karşı Yemen'deki askeri harekâtı başarısız oldu; BAE, İran destekli milislerin tehdidi altında. İran'ın bölgesel nüfuzu, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'de vekil güçler aracılığıyla devam ediyor. Nükleer müzakereler de bir çıkmaza girmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabet, bu denklemin bir parçası. Çin, körfezdeki enerji kaynaklarına erişimini güvence altına almak için Tahran ve Riyad'ı bir araya getirmekte. Rusya, Ukrayna savaşı ve Batı yaptırımları nedeniyle İran'la askeri iş birliğini derinleştiriyor. Bu durum, ABD'nin bölgedeki askeri varlığına rağmen etki alanını daraltıyor.
ABD, Afganistan'dan çekilme ve Asya'ya kayma stratejisiyle körfezdeki askeri ayak izini küçültüyor. Ancak İran'ın nükleer silah kabiliyetine yaklaştığına dair istihbarat raporları, Washington'u savunma taahhütlerini yenilemeye itiyor. Bu, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleriyle yapılan tatbikatlar ve silah satışlarıyla somutlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem komşu hem de bölgesel rakip olarak dengeli bir ilişki yürütüyor. ABD'nin son çare garantörlüğü, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki güvenlik endişelerini doğrudan etkiliyor. ABD'nin İran'a yönelik caydırıcılığı koruyamaması, Türkiye'yi sınır ötesi tehditlerle daha yalnız bırakabilir. Ayrıca Katar, Türkiye'nin Körfez'deki ana müttefiki; bu ülkenin güvenliği ABD garantörlüğüne bağlı. Türkiye, kendi enerji ihtiyacı için İran'la ticareti sürdürürken, ABD yaptırımlarının kapsamı ve uygulanışı Ankara'nın manevra alanını da belirliyor.