Birleşmiş Milletler'in nükleer enerji kurumu başkanı, İran'ın nükleer silah geliştirmeyeceği yönündeki taahhüdünün uluslararası toplum tarafından 'çok güçlü' bir doğrulama mekanizmasıyla denetlenmesi gerektiğini açıkladı. Bu açıklama, Amerika Birleşik Devletleri ile İran İslam Cumhuriyeti arasında devam eden kalıcı barış anlaşması müzakereleri sırasında geldi. Cuma günü yapılan basın toplantısında konuşan yetkili, İran'ın nükleer programının şeffaflığı ve denetlenebilirliğinin bölgesel güvenlik için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Gelişmenin arka planı
İran'ın nükleer faaliyetleri, uzun yıllardır Batılı ülkelerle Tahran yönetimi arasında bir krize neden oluyor. 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP), İran'ın nükleer programını kısıtlama karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlaması, İran'ın taahhütlerini aşamalı olarak askıya almasına yol açtı. Son haftalarda, her iki taraf da yeni bir anlaşma zemini aramak için dolaylı görüşmelere başladı. BM yetkilisi, herhangi bir anlaşmanın teknik olarak detaylı ve sürekli bir denetim sistemini içermesi gerektiğini belirtti. İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesi ve stok miktarı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından yakından takip ediliyor. UAEA'nın son raporlarında, İran'ın yüzde 60'a varan oranda zenginleştirilmiş uranyum ürettiği ve bu oranın askeri kullanıma oldukça yakın olduğu ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın nükleer programı, yalnızca ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengelerini de doğrudan etkiliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi ülkeler, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşması durumunda bölgesel bir silahlanma yarışının başlayacağından endişe ediyor. İsrail, defalarca İran'ın nükleer tesislerine askeri müdahale seçeneğini masada tuttuğunu açıkladı. Öte yandan, Rusya ve Çin gibi küresel güçler, diplomatik çözümden yana tavır alıyor. BM Güvenlik Konseyi'nde yaptırımların kaldırılması veya hafifletilmesi konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor. Uzmanlar, İran'ın nükleer taahhüdünün denetlenmesinin teknik olarak karmaşık olduğunu, zira İran'ın askeri tesislerine erişim konusunda geçmişte UAEA ile yaşanan anlaşmazlıklar olduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir kara sınırını paylaşan ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını komşusundan karşılayan bir ülke olarak, Tahran'ın nükleer programındaki gelişmeleri yakından izliyor. Olası bir askeri çatışma veya yaptırım rejiminin derinleşmesi, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın nükleer silah sahibi olması, Türkiye'nin de dahil olduğu NATO'nun güney kanadında caydırıcılık dengelerini değiştirebilir. Ankara, bu nedenle diplomatik çözümü ve UAEA denetimini desteklemekte, ancak İran'a yönelik aşırı yaptırımların bölgede istikrarsızlığı artıracağını savunmaktadır.