İran, İsveç'in bir gün önce Tahran Büyükelçiliği'nden bir yetkiliyi sınır dışı etmesine karşılık olarak, ülkede bulunan İsveçli bir diplomata ülkeyi 48 saat içinde terk etmesi talimatını verdi. İran Dışişleri Bakanlığı, İsveç'in Tahran Büyükelçisi Mathias Otterstedt'i bakanlığa çağırarak kararı tebliğ etti. Bu karşılıklı sınır dışı hamlesi, iki ülke arasında diplomatik gerilimin tırmanmasına neden oldu.
Diplomatik krizin arka planı
İsveç'in Tahran Büyükelçiliği'nden bir yetkiliyi sınır dışı etme kararı, İran'ın Stokholm Büyükelçiliği'nde görevli bir diplomatın ülkeye girişinin engellenmesiyle başladı. İsveç makamları, söz konusu İranlı diplomatın "güvenlik gerekçeleriyle" ülkeye alınmadığını açıklamıştı. İran ise bu adımı "dostane olmayan bir eylem" olarak nitelendirerek misilleme hakkını saklı tuttuğunu bildirmişti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanani, yaptığı yazılı açıklamada, "İsveç'in Tahran Büyükelçiliği'ndeki bir diplomata yönelik haksız ve hukuki dayanağı olmayan bu eylemi şiddetle kınıyoruz. Karşılıklılık ilkesi gereği, İran da İsveç'in Tahran'daki diplomatik misyonunda görevli bir yetkiliyi istenmeyen kişi ilan etmiştir" ifadelerini kullandı. Kanani, İsveç'in bu tutumunun iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilere zarar verdiğini vurguladı.
İsveç Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, İran'ın kararından üzüntü duyduklarını belirterek, "İsveç'in aldığı karar, ulusal güvenliğimizi korumaya yönelik meşru bir adımdır. İran'ın misilleme niteliğindeki bu kararı, diplomatik teamüllerle bağdaşmamaktadır" dedi. Bakanlık, İran'daki İsveç vatandaşlarının güvenliği için gerekli önlemlerin alındığını da sözlerine ekledi.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ile İsveç arasındaki bu diplomatik gerilim, son yıllarda artan karşılıklı sınır dışı uygulamalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. 2019'da İsveç, İranlı bir diplomatı "casusluk" iddiasıyla sınır dışı etmiş, İran da misilleme olarak İsveçli bir diplomatı istenmeyen kişi ilan etmişti. Benzer şekilde, 2022'de İran'ın Stokholm Büyükelçiliği'ne yönelik saldırı girişimi sonrasında iki ülke arasında karşılıklı suçlamalar gündeme gelmişti.
Uzmanlar, İran'ın bu tür hamleleri, Batılı ülkelerle yaşadığı gerilimlerde bir denge unsuru olarak kullandığını belirtiyor. İsveç'in İran'a yönelik eleştirileri, özellikle insan hakları ihlalleri ve nükleer program konusundaki tutumu, iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleştiren temel faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca İsveç'te yaşayan İranlı muhalif grupların faaliyetleri de Tahran'ın rahatsızlığını artırıyor.
Bu son olay, İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan döneminde Batı ile ilişkileri yeniden dengeleme çabalarına rağmen, diplomatik krizlerin önlenemediğini gösteriyor. Pezeşkiyan, göreve geldiğinde Avrupa ülkeleriyle diyaloğu artırma sözü vermişti; ancak karşılıklı sınır dışı kararları, bu hedefin ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor.
Uluslararası kamuoyu, iki ülke arasındaki gerilimin daha geniş bir bölgesel istikrarsızlığa yol açmasından endişe ediyor. İran'ın nükleer programı, Suriye ve Yemen'deki rolü ve Orta Doğu'daki etkisi göz önüne alındığında, İsveç gibi Avrupa ülkeleriyle yaşanan diplomatik krizler, Batı ile İran arasındaki güven bunalımını daha da derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile İsveç arasındaki karşılıklı sınır dışı kararları, Türkiye'nin bölgesel diplomasi ve denge politikaları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, hem İran hem de Batılı ülkelerle ilişkilerini sürdüren bir aktör olarak, bu tür gerilimlerde arabuluculuk veya denge rolü üstlenebilir. Ayrıca, İran'ın Batı ile yaşadığı her diplomatik kriz, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. İsveç'in NATO üyeliği sürecinde Türkiye'nin onayı kritik bir eşikti; bu tür gelişmeler, Türkiye'nin İsveç ile ilişkilerini de etkileyebilir. Bölgesel istikrarın korunması için Türkiye'nin diplomatik kanalları açık tutması önem taşımaktadır.