İran, İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden askeri operasyonlarının Tahran ile Washington arasında varılan ön anlayışları zedelediğini ve bu nedenle iki ülke arasında planlanan yeni müzakere turunun ertelendiğini açıkladı. İran'ın Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Daimi Temsilcisi Ali Bahreyni, Salı günü BM Cenevre Ofisi'nde gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail'in Lübnan'daki eylemlerinin, İran ile ABD arasında dolaylı yollardan yürütülen görüşmelerde kaydedilen ilerlemeyi baltalamayı amaçladığını belirtti. Bahreyni, bu saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve diplomatik çabaları sekteye uğrattığını vurguladı.
Tahran-Washington hattındaki son durum
İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakereler, özellikle nükleer anlaşma ve bölgesel güvenlik konularında son aylarda ivme kazanmıştı. Umman ve Katar gibi aracı ülkelerin ev sahipliğinde yürütülen görüşmelerde, tarafların karşılıklı güven artırıcı adımlar üzerinde mutabakata varmaya yaklaştığı belirtiliyordu. Ancak İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik artan saldırıları, Tahran'da rahatsızlık yarattı. İranlı yetkililer, bu saldırıların ABD'nin bölgedeki müttefiki İsrail tarafından, diplomatik süreci sabote etmek amacıyla gerçekleştirildiğini iddia ediyor. Bahreyni, 'İsrail'in provokasyonları kasıtlı olarak zamanlanmıştır ve bu eylemler, İran ile ABD arasında varılan anlayışları zayıflatmayı hedeflemektedir' ifadelerini kullandı.
Öte yandan, ABD'den resmi bir açıklama gelmezken, diplomatik kaynaklar Washington'un İsrail'in güvenlik endişelerini anlayışla karşıladığını ancak bölgesel tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunduğunu aktarıyor. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve nükleer programının denetimi konusundaki belirsizlikler, müzakerelerin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Son haftalarda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na bağlı denetçilerin İran'daki bazı tesislere erişiminde yaşanan kısıtlamalar da endişe yaratmıştı.
Lübnan cephesi ve bölgesel dengeler
İsrail'in Lübnan'da son dönemde yoğunlaştırdığı hava saldırıları, Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alıyor. İsrail yönetimi, kuzey sınırındaki tehditleri bertaraf etmek ve Hizbullah'ın füze kapasitesini zayıflatmak amacıyla operasyonlarını sürdürüyor. Ancak bu saldırılar, sivil kayıplara ve altyapı hasarına yol açarak uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Lübnan hükümeti, egemenliğinin ihlal edildiği gerekçesiyle BM Güvenlik Konseyi'ne başvururken, Hizbullah da misilleme tehdidinde bulunuyor. İran, Hizbullah'ın en önemli destekçisi konumunda ve Tahran'ın Lübnan'daki gelişmelere doğrudan müdahil olduğu biliniyor. Bu durum, İran-ABD müzakerelerini daha da karmaşık hale getiriyor.
Bölgesel uzmanlara göre, İsrail'in saldırıları İran'ın müzakere masasındaki elini zayıflatmayı amaçlıyor. Tahran, bir yandan nükleer anlaşma için ABD ile anlaşmaya çalışırken, diğer yandan Lübnan ve Suriye'deki vekil güçleri üzerindeki kontrolünü kaybetmek istemiyor. İsrail ise İran'ın bölgedeki nüfuzunun sınırlandırılmasını talep ediyor. Bu çok boyutlu kriz, Orta Doğu'da yeni bir çatışma dalgasının habercisi olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran-ABD müzakerelerinin kesintiye uğramasını ve Lübnan'daki gerginliğin tırmanmasını yakından izliyor. Ankara, bölgesel istikrarın bozulmasının doğrudan sınır güvenliğini ve enerji arzını etkileyebileceği endişesini taşıyor. Türkiye, bir yandan İran ile ekonomik ve ticari ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan NATO müttefiki olarak İsrail'in güvenlik endişelerini de dikkate almak zorunda. Bu gelişmeler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki dengeleri gözeten çok yönlü dış politikasını sınayabilir. Ayrıca, Lübnan'daki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgeye yönelik yardım ve diplomatik girişimlerini artırmasını gerektirebilir.