GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Orta Doğu

İsrail'in Gazze ve Lübnan'da 'Asla Bir Daha' Sloganından 'Cehennemin Kapıları'na Uzanan Yolu

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
İsrail'in Gazze ve Lübnan'da 'Asla Bir Daha' Sloganından 'Cehennemin Kapıları'na Uzanan Yolu
🌙
📡 Alternatif/Bölgesel Medya
Kaynak perspektifi: Pro-Filistin Ortadoğu Medyası
🌙 Pro-Filistin Ortadoğu Medyası
Çeviri Kaynağı
Middleeastmonitor — Bu haber, Middleeastmonitor'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

İsrail'in Filistin toprakları ve Lübnan'a yönelik askeri operasyonları, uluslararası toplumun 'bir daha asla' söylemini derin bir hayal kırıklığına dönüştürdü. İsrailli siyasetçiler ve generaller, güvenlik ve bir arada yaşama fikrinin çok ötesinde, en eski sömürge formülünü uyguluyor: toprakları ele geçirmek, yerli nüfusu sürmek ve savunanları terörist ilan etmek. 16 Mart'ta İsrail, Lübnan'ın güneyini 'koruma' bahanesiyle işgal etti; Gazze'de ise saldırılar 'cehennemin kapıları' olarak nitelendirilen bir boyuta ulaştı.

Arka Plan: 'Asla Bir Daha'dan Sistematik Şiddete

Holokost sonrası 'asla bir daha' söylemi, İsrail'in kuruluş felsefesinde merkezi bir yer tutar. Ancak bugün, bu söylem yerini Gazze ve Lübnan'da sistematik bir şiddet sarmalına bıraktı. İsrail yönetimi, Hamas'ın 7 Ekim saldırılarının ardından başlattığı operasyonlarda, sivil altyapıyı hedef alan, binlerce sivilin ölümüne yol açan bir strateji izliyor. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çatışmalarda 40 bini aşkın Filistinli hayatını kaybetti; yaralı sayısı 100 bini geçti. Lübnan'da ise İsrail, Hizbullah'ın sınır ötesi saldırılarına yanıt olarak güney bölgelerine kara birlikleri gönderdi, hava saldırıları düzenledi. Bu operasyonlar, bölgede yeni bir mülteci krizine yol açarken, uluslararası insancıl hukukun ağır ihlallerini gündeme getiriyor.

İsrail yönetimi, eylemlerini meşru müdafaa olarak tanımlasa da, birçok uluslararası gözlemci ve insan hakları örgütü, bu operasyonların orantısız güç kullanımı ve kolektif cezalandırma anlamına geldiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki insani durumun 'felaket boyutunda' olduğunu vurgularken, Lübnan'da da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. İsrail'in 'güvenlik bölgesi' oluşturma çabaları, aslında toprak ilhakına yönelik eski bir sömürge taktiği olarak yorumlanıyor.

Bölgesel ve Küresel Boyut: Ortadoğu'da Yeni Bir Cephe mi?

İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki operasyonları, bölgesel dengeleri altüst etme potansiyeli taşıyor. İran destekli Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırıları, cephenin genişlemesine neden oldu. ABD, İsrail'e askeri ve diplomatik destek sağlarken, Rusya ve Çin ise taraflara itidal çağrısı yapıyor. Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'i 'soykırım' yapmakla suçlamasıyla birlikte, Filistin davasının en güçlü savunucularından biri haline geldi. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı acil toplantılar düzenlerken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ateşkes kararı almakta zorlanıyor.

Küresel ölçekte, çatışma enerji fiyatlarını etkiliyor, özellikle doğalgaz piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. Lübnan'ın güneyindeki çatışmalar, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliğini tehdit ediyor. Ayrıca, İsrail'in uluslararası mahkemelerde soykırım suçlamalarıyla karşı karşıya kalması, ülkenin diplomatik izolasyonunu derinleştiriyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki saldırıları, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir sınav niteliği taşıyor. Ankara, Filistin davasına verdiği destekle birlikte, bölgede istikrarın sağlanması için arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor. Ancak İsrail'le ilişkilerin kopma noktasına gelmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini ve bölgesel işbirliklerini etkileyebilir. Çatışma, Türkiye'ye sığınan mülteci sayısını artırabilir ve güney sınırlarında güvenlik riski oluşturabilir. Ayrıca, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artırarak ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Türkiye, hem insani yardımlarla hem de diplomatik girişimlerle çatışmanın sona erdirilmesi için çaba gösteriyor.

Etiketler:
İsrailGazzeLübnanFilistinsömürgecilikTürkiye dış politikası

İlgili Haberler

İsrail Savunma Bakanı: Lübnan'dan ABD istese de çekilmeyiz
Orta Doğu

İsrail Savunma Bakanı: Lübnan'dan ABD istese de çekilmeyiz

10 dk önce

Rubio: İran görüşmelerinde Körfez müttefikleriyle koordineli hareket edeceğiz
Orta Doğu

Rubio: İran görüşmelerinde Körfez müttefikleriyle koordineli hareket edeceğiz

11 dk önce

BM: Lübnan'ın Güneyinde Güvenlik Riskleri Büyük Endişe
Orta Doğu

BM: Lübnan'ın Güneyinde Güvenlik Riskleri Büyük Endişe

16 dk önce

İsrail'de 'Soykırımsever' Dondurma Tartışması
Orta Doğu

İsrail'de 'Soykırımsever' Dondurma Tartışması

17 dk önce