Lübnan Ordusu Komutanı General Joseph Aoun, İsrail güçlerinin, ateşkes anlaşması uyarınca güney Lübnan'a konuşlanma çabalarını 'engellemeye devam ettiğini' söyledi. Aoun'un açıklaması, bölgedeki tansiyonun yeniden yükseldiği ve uluslararası toplumun ateşkesin uygulanması için girişimlerde bulunduğu bir dönemde geldi. Lübnan ordusu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı çerçevesinde, Litani Nehri'nin güneyinde güvenliği sağlamak üzere birliklerini konuşlandırmakla yükümlü. Ancak İsrail'in, bu konuşlanmayı geciktirdiği ve bölgedeki ihlallerini sürdürdüğü belirtiliyor. General Aoun, uluslararası arabuluculara ateşkesin uygulanması için çağrıda bulunarak, Lübnan'ın egemenliğinin korunması gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Hizbullah arasında 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, 2006'daki savaştan bu yana en kapsamlı çatışmanın sona erdirilmesini öngörüyor. Anlaşma uyarınca İsrail güçlerinin güney Lübnan'dan çekilmesi, Lübnan ordusunun ise Litani Nehri'nin güneyindeki bölgelere konuşlanması gerekiyor. Ancak General Aoun'un ifadeleri, sürecin umulduğu gibi ilerlemediğini ortaya koyuyor. Lübnan ordusu, insansız hava araçları ve gözetleme uçaklarının sürekli olarak Lübnan hava sahasını ihlal ettiğini, İsrail'in ayrıca sınır köylerindeki askeri noktalarını boşaltmadığını iddia ediyor. Bu durum, Lübnan'ın egemenliğini zedeliyor ve ateşkesin kalıcılığına gölge düşürüyor. Aoun, 'Ordu birliklerimiz hazır, ancak İsrail güçlerinin varlığı, görevimizi tam olarak yerine getirmemizi engelliyor. Bu, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir' dedi. Lübnan hükümeti, konuyu Birleşmiş Milletler'e taşıyarak uluslararası toplumun müdahalesini talep etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gerginlik, sadece Lübnan-İsrail sınırını değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. Ateşkes, ABD ve Fransa'nın arabuluculuğuyla sağlanmıştı ve bölgesel istikrar için kilit önem taşıyor. İsrail'in engellemeleri, sürecin çökmesi halinde yeni bir çatışmanın kapıyı aralayabileceği endişelerini güçlendiriyor. Hizbullah, ateşkesi 'savunma amaçlı' olarak nitelendirirken, İsrail ordusu ise kuzey sınırında güvenliği sağlamak için operasyonlarını sürdürme konusunda kararlı görünüyor. Bölgedeki diğer aktörler, özellikle İran ve Suriye, bu gelişmeleri yakından izliyor. İran destekli Hizbullah'ın yeniden güçlenmesi, İsrail'in güvenlik kaygılarını artırıyor. Öte yandan, BM Barış Gücü (UNIFIL) birlikleri, taraflar arasında arabuluculuk yaparak gerilimi düşürmeye çalışıyor. Uzmanlar, ateşkesin uygulanmasındaki aksaklıkların, bölgesel bir savaşa dönüşme riskini taşıdığı konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklemesi, bölgesel istikrarın sağlanmasına katkıda bulunma amacı taşıyor. İsrail-Lübnan hattındaki olası bir çatışma, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliğini tehdit edebilir ve Türkiye'nin enerji güvenliğini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı mülteci nüfusu göz önüne alındığında, olası bir göç dalgası riski de bulunuyor. Türkiye, BM nezdinde yürütülen diplomasiye destek verirken, bölgede diyalogun güçlendirilmesi için çaba sarf ediyor. Öte yandan, Lübnan'daki mevcut hassas denge, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu genişletme çabalarıyla da etkileşim halinde. Ankara'nın, hem Lübnan hükümetiyle hem de bölgesel aktörlerle olan ilişkilerini bu çerçevede yönetmesi bekleniyor.