İran ve İsrail arasında haftalardır artan gerginlik, dün gece başlayan ve bugün erken saatlerde sona eren doğrudan saldırıların ardından şu an için kontrol altına alınmış görünüyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv'de yaptığı açıklamada "bu cephedeki ateşin kontrol altında olduğunu" duyururken, İran Dışişleri Bakanlığı birkaç saat önce askeri operasyonlarını sonlandırdıklarını bildirdi. Bu gelişme, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana İran'ın İsrail'e karşı gerçekleştirdiği en büyük çaplı doğrudan saldırı ve İsrail'in de İran topraklarına yönelik ilk açık misillemesi olması açısından tarihi bir dönüm noktası olarak kaydediliyor.
Saldırılar ve karşılıklı eylemler
Gerginlik, İsrail'in Şam'daki İran büyükelçiliği binasına 1 Nisan'da düzenlediği hava saldırısının ardından tırmanmıştı. Bu saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı üst düzey komutanlardan Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahedi ve beraberindeki altı kişi hayatını kaybetmişti. Tahran, saldırıyı kendi topraklarına yapılmış bir saldırı olarak nitelendirerek misilleme yapacağını duyurmuştu.
Geçtiğimiz gece yarısı civarında İran, İsrail'e yüzlerce insansız hava aracı ve balistik füze fırlattı. İsrail Savunma Kuvvetleri, saldırının büyük ölçüde hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini, çok az sayıda füzeyse ise isabet ettiğini açıkladı. Negev çölünde bir askeri üsse isabet eden füzelerin yalnızca hafif hasara yol açtığı, can kaybı veya yaralanma olmadığı bildirildi.
İsrail ise kısa süre sonra misilleme olarak İran'ın İsfahan kentindeki askeri tesislere yönelik sınırlı bir saldırı düzenledi. İran resmi haber ajansı IRNA, saldırıda hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini, ancak herhangi bir can veya mal kaybı yaşanmadığını belirtti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran'ın nükleer tesislerinin herhangi bir tehdit altında olmadığını doğruladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu son çatışma, Batı Asya'daki iki büyük askeri gücün ilk kez resmi olarak birbirlerinin topraklarına doğrudan saldırmasıyla bölgesel dengeleri derinden sarsmış durumda. Yıllardır vekâlet savaşları, siber saldırılar ve istihbarat operasyonları üzerinden yürüyen İran-İsrail gerilimi, artık sıcak savaş eşiğine gelmiş görünüyor. Uzmanlar, tarafların şimdilik askeri eylemleri durdurmuş olmasının, topyekûn bir savaşın önlendiğine işaret ettiğini ancak her an yeniden alevlenebileceği uyarısında bulunuyor.
ABD Başkanı Joe Biden, olayların hemen ardından yaptığı açıklamada ABD'nin İsrail'in güvenliğine olan bağlılığını yineledi ve bölgede istikrarın korunması çağrısında bulundu. Rusya ve Çin ise tarafları itidal ve diyaloga çağırdı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil bir toplantı yaparak krizi ele alması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail arasındaki bu doğrudan çatışma, Türkiye'nin yakından izlediği bir güvenlik meselesidir. Türkiye, iki ülkeyle de dengeli ilişkiler sürdürmeye çalışırken, bölgede büyük çaplı bir savaşın engellenmesi için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Enerji arzı ve ticaret yollarının güvenliği açısından kritik olan bu gerginlik, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kafkaslar'daki stratejik hamlelerini de etkileyebilir. Ayrıca, İran'da yaşayan Türk nüfus ve bölgedeki mezhepsel dengeler, Türk dış politikasının bu krizdeki pozisyonunu belirleyecek unsurlardandır. Türkiye'nin NATO müttefiki olarak İsrail'le ilişkileri son yıllarda gerilse de, İran'la ekonomik iş birliği devam etmektedir. Bu nedenle Ankara, yangının büyümemesi için hem Tahran hem de Tel Aviv nezdinde yapıcı bir rol üstlenmek isteyecektir.