İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Salı günü Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede, ABD'nin İsrail'e sağladığı doğrudan askeri yardımın önümüzdeki on yıl içinde kademeli olarak sona erdirilmesini içeren bir plan önerdi. İsrail kamu yayıncısı KAN'ın Çarşamba günü aktardığına göre, bu öneri iki lider arasındaki görüşmenin ana gündem maddelerinden biri oldu. Görüşme, bölgedeki ateşkes müzakereleri ve İran'ın nükleer programına ilişkin artan gerilimlerin gölgesinde gerçekleşti.
Yardımın Kademeli Azaltılması Planının Detayları
KAN'ın haberine göre Netanyahu, ABD askeri yardımının 10 yıllık bir süreçte aşamalı olarak azaltılmasını ve sonunda tamamen sonlandırılmasını önerdi. Bu plan, İsrail'in kendi savunma sanayisini güçlendirmesi ve mali bağımsızlığını artırması hedefini taşıyor. İsrail, şu anda ABD'nin en büyük askeri yardım alıcısı konumunda; yıllık yaklaşık 3.8 milyar dolarlık yardım, 2016 yılında imzalanan 10 yıllık mutabakat zaptı kapsamında sağlanıyor. Bu mutabakat 2028 yılında sona erecek ve yeni bir anlaşma için görüşmelerin yakında başlaması bekleniyor.
Netanyahu'nun bu önerisi, İsrail'in artan savunma harcamaları ve bütçe açığına rağmen geldi. İsrail, Gazze'deki çatışmalar ve Lübnan sınırındaki Hizbullah gerilimi nedeniyle savunma bütçesini önemli ölçüde artırmış durumda. Bazı analistler, bu önerinin Netanyahu'nun ABD ile ilişkileri yeniden dengeleme ve İsrail'in bağımsız savunma kapasitesini vurgulama stratejisinin bir parçası olabileceğini belirtiyor. Diğer yandan, bu planın ABD Kongresi'nde nasıl karşılanacağı merak konusu; zira Kongre'de İsrail'e verilen desteğin sürdürülmesi yönünde güçlü bir iki partili mutabakat bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'daki güç dengeleri açısından önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor. ABD'nin İsrail'e sağladığı askeri yardımın azaltılması, bölgedeki diğer aktörler tarafından ABD'nin bölgeye olan ilgisinin azaldığı şeklinde yorumlanabilir. Özellikle İran, bu durumu kendi lehine bir gelişme olarak görebilir. Ancak uzmanlar, ABD'nin İsrail'e olan askeri ve istihbarat desteğinin yalnızca mali yardımla sınırlı olmadığını, teknoloji transferi ve ortak tatbikatlar gibi başka boyutları da içerdiğini hatırlatıyor.
Öte yandan, bu öneri, İsrail'in kendi savunma sanayisini geliştirme çabalarıyla da uyumlu. İsrail, son yıllarda insansız hava araçları, siber güvenlik ve füze savunma sistemleri gibi alanlarda önemli ilerlemeler kaydetti. İsrail silah ihracatı da artan bir ivme gösteriyor. Bu bağlamda, ABD yardımının azaltılması, İsrail'in kendi savunma teknolojilerine daha fazla yatırım yapmasına ve ihracatını artırmasına olanak tanıyabilir. Ancak kısa vadede İsrail'in bütçe açığı ve güvenlik tehditleri göz önüne alındığında, yardımın kesilmesi riskli görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikaları açısından yakından izlenmesi gereken bir konu. ABD'nin İsrail'e askeri yardımını azaltması veya sonlandırması, Ortadoğu'daki güç dengesini etkileyebilir. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Filistin meselesi gibi konularda İsrail ile zaman zaman karşı karşıya geliyor. Eğer ABD'nin İsrail'e desteği azalırsa, İsrail'in bölgesel davranışlarında değişiklikler olabilir; bu da Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Ancak bu önerinin hayata geçmesi uzun vadeli bir süreç olup, Türkiye'nin bu süreçte diplomatik girişimlerini sürdürmesi, bölgesel istikrar açısından önemli görünüyor.