ABD'li üst düzey bir yetkili, İran ile nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varmanın eşiğinde olduklarını ancak nihai detayların netleşmesinin aylar alabileceğini açıkladı. Yetkili, kısa vadede bir anlaşmanın başarıya ulaşma ihtimalini yüzde 80 ila 85 olarak değerlendirirken, teknik ve hukuki detayların tamamlanmasının daha uzun süreceğini vurguladı. Bu açıklama, Tahran yönetimi ile Batılı ülkeler arasında haftalardır süren yoğun müzakerelerin ardından geldi. Diplomatik kaynaklar, tarafların büyük ölçüde uzlaştığı ancak bazı kritik konularda hâlâ mesafe bulunduğunu belirtiyor. Anlaşmanın çerçevesi büyük ölçüde belirlenmiş olsa da, özellikle uranyum zenginleştirme seviyeleri ve uluslararası denetimler gibi başlıklar, önümüzdeki aylarda masada olacak.
Gelişmenin arka planı
ABD ve İran arasındaki dolaylı görüşmeler, Umman'ın arabuluculuğuyla haftalardır devam ediyor. Taraflar, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) yeniden canlandırılması yerine, daha kapsamlı ve kalıcı bir anlaşma üzerinde çalışıyor. ABD'li yetkiliye göre, mevcut müzakerelerde ilerleme kaydedildi ancak nükleer tesislerin denetlenmesi, yaptırımların kaldırılmasının takvimi ve İran'ın balistik füze programı gibi konular hâlâ çözüme kavuşturulmayı bekliyor. İran tarafı ise, anlaşmanın tüm yaptırımların kaldırılmasını içermesi gerektiğini ve nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğunu yineliyor. Uzmanlar, anlaşmanın sağlanması halinde, İran'ın petrol ihracatının artması ve küresel enerji piyasalarında dengelenme yaşanabileceğini öngörüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ile olası bir anlaşma, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer programından duydukları endişeyi sıkça dile getiriyor. Öte yandan, İsrail yönetimi, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına izin verilmemesi gerektiğini savunuyor. Avrupa Birliği ve Çin ise diplomatik çözümden yana. Analistler, anlaşmanın sağlanması durumunda İran'ın bölgesel nüfuzunun artabileceğini, ancak aynı zamanda ekonomik toparlanma ve dış yatırım fırsatlarının da kapıyı aralayacağını belirtiyor. Küresel ölçekte ise, anlaşma nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejimi için önemli bir test niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasında varılacak bir anlaşma, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel politikaları açısından kritik öneme sahip. Türkiye, İran'dan doğal gaz ithal eden bir ülke olarak, yaptırımların hafiflemesiyle enerji maliyetlerinde düşüş ve ticaret hacminde artış bekleyebilir. Ayrıca, anlaşma Türkiye'nin komşusu İran ile ilişkilerinde daha öngörülebilir bir döneme girilmesine katkı sağlayabilir. Diğer yandan, İran'ın bölgesel nüfuzunun artması, Suriye ve Irak gibi sahalarda Türkiye'nin çıkarlarıyla çatışma riskini de beraberinde getirebilir. Ankara'nın, hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmesi bekleniyor.