Eski ABD Başkanı Donald Trump, İran rejimine yönelik 'azami baskı' politikasını yeniden canlandırarak Tahran'ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırmayı hedefliyor. Trump'ın yeniden seçilmesinin ardından başlattığı bu yeni hamle, özellikle İran'ın petrol ihracatı ve bankacılık sektörü üzerindeki yaptırımların sıkılaştırılmasını öngörüyor. Bu adım, 2018'de uygulanan ve 2020'de gevşetilen yaptırım rejiminin daha da genişletilmiş bir versiyonu olarak değerlendiriliyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı ekonomik baskının artırılmasının kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı: 'Azami Baskı'nın Geri Dönüşü
Trump'ın ilk döneminde uygulanan 'azami baskı' politikası, İran'ın petrol gelirlerini büyük ölçüde kesmiş ve ülke ekonomisini ciddi şekilde zayıflatmıştı. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) tek taraflı çekilmenin ardından başlatılan bu politikalar, 2020'de COVID-19 salgını ve diplomatik çabaların etkisiyle kısmen hafifletilmişti. Ancak Trump'ın yeniden göreve gelmesiyle birlikte, İran'ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerindeki artış ve bölgesel milis gruplara verdiği destek, Washington'da yeni bir ekonomik savaş için gerekçe olarak öne sürülüyor.
Yeni yaptırım paketinin ilk ayağı olarak, İran'ın ana petrol ihracatçısı olan Ulusal İran Petrol Şirketi (NIOC) ve ona bağlı ticari kuruluşlar yeniden kara listeye alındı. Ayrıca, İran merkez bankası ve finans kurumlarının dolar işlemleri üzerindeki kısıtlamalar genişletildi. Uzmanlar, bu adımların İran'ın ham petrol ihracatını günlük 1,5 milyon varilin altına çekebileceğini ve ülke ekonomisinin yeniden durgunluğa sürüklenebileceğini belirtiyor.
İran yönetimi ise bu hamlelere sert tepki gösterdi. Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney, yaptırımların 'psikolojik savaş' olduğunu ve ülkenin bu baskılara direnerek kendi iç kaynaklarına yöneleceğini açıkladı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise uluslararası toplumu Trump'ın politikalarına karşı harekete geçmeye çağırarak, 'Bu şantajlara boyun eğmeyeceğiz' dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Körfez'de Yeni Gerilim
Yeni ekonomik baskı dalgası, Hürmüz Boğazı'nda tansiyonun yeniden yükselmesine neden olabilir. İran, geçmişte yaptırımların sertleştiği dönemlerde boğazı kapatmakla tehdit etmiş ve Basra Körfezi'nde Amerikan savaş gemilerine yönelik tacizleri artırmıştı. Bu kez de benzer bir senaryonun yaşanabileceği, bölgedeki askeri yetkililer tarafından dile getiriliyor. Özellikle İran'ın devrim muhafızlarına ait sürat teknelerinin ABD donanma unsurlarına yakın mesafede manevralar yaptığına dair raporlar, gerilimin artabileceğine işaret ediyor.
Küresel enerji piyasaları ise bu gelişmeye temkinli yaklaşıyor. Brent petrol fiyatları, haberi takip eden günlerde varil başına 70 doların üzerine çıkarak bir aylık zirvesini gördü. Analistler, İran'ın ihracatının tamamen durdurulması durumunda küresel petrol arzında günlük 2 milyon varillik bir açık oluşabileceğini ve bunun fiyatları 80 dolara taşıyabileceğini öngörüyor. Öte yandan Çin, İran'dan indirimli petrol alımına devam etme sinyali verirken, Rusya'nın da Tahran'a ekonomik destek sağlamak için yeni ödeme mekanizmaları geliştirdiği bildiriliyor.
Avrupa Birliği ise KOEP'e bağlılığını yineleyerek, yaptırımların tek taraflı olarak yeniden uygulanmasını 'uluslararası hukuka aykırı' olarak niteledi. AB Dış İlişkiler Sözcüsü, İran ile ticaretin sürdürülmesi için INSTEX gibi mekanizmaların devreye sokulabileceğini ancak bunun siyasi iradeye bağlı olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan karşılıyor ve bu yeni yaptırım dalgası, Ankara'nın enerji güvenliğini doğrudan etkileyebilir. ABD'nin İran'a yönelik baskıları artırması, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol alımını zorlaştırabilir; ancak Türkiye’nin geçmişte bazı yaptırımlara rağmen İran ile ticarete devam ettiği biliniyor. Bu durum, ABD ile Türkiye arasında yeni bir gerilim kaynağı olabilir. Ayrıca, İran'ın ekonomik olarak zayıflaması, sınır güvenliği ve göç gibi konularda Türkiye'ye ek yük getirme potansiyeli taşıyor. Ankara'nın bu süreçte diplomatik dengeyi koruması, hem ABD hem İran ile ilişkilerinde önemli bir sınav olacak.