İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından ülkenin nükleer programına yönelik hazırlanan karar tasarısının "hiçbir sonuç getirmeyeceğini" duyurdu. Tahran yönetimi, IAEA'nın bu adımını siyasi bir hamle olarak nitelendirerek, kararın İran'ın nükleer faaliyetlerini şeffaflaştırma yönündeki işbirliğini etkilemeyeceğini belirtti. Karar tasarısı, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve denetimlere yeterli erişim sağlamadığı gerekçesiyle hazırlandı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada, "IAEA'nın bu tür siyasi kararları, teknik işbirliğine zarar verir ve hiçbir somut sonuç doğurmaz" ifadelerini kullandı. Karar tasarısı, IAEA Yönetim Kurulu'nda oylanacak. İran, daha önce de benzer kararlara tepki göstermiş ve nükleer tesislerindeki kamera kayıtlarını durdurmuştu.
IAEA Kararının Arka Planı
IAEA'nın İran'a yönelik karar tasarısı, ülkenin nükleer programındaki belirsizlikler üzerine kurulu. Ajans, İran'ın özellikle Fordow ve Natanz tesislerindeki uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin boyutunu tam olarak doğrulayamadığını bildiriyor. İran, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) kapsamında nükleer programını sınırlamayı kabul etmişti. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırımlar uygulamaya başlamasıyla İran, anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldı. Uranyum zenginleştirme oranını %60'a kadar çıkaran İran, IAEA denetçilerinin bazı tesislere erişimini kısıtladı. IAEA Genel Direktörü Rafael Grossi, son raporlarında İran'ın işbirliğinin yetersiz olduğunu ve ajansın ülkedeki nükleer materyalin izini sürmekte zorlandığını vurguladı. Bu gelişmeler üzerine ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın desteğiyle hazırlanan karar tasarısı, İran'ın bir an önce işbirliğine dönmesini talep ediyor.
İran, karar tasarısını "Batı'nın siyasi baskısı" olarak yorumluyor. Tahran, nükleer programının barışçıl olduğunu ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in fetvasıyla nükleer silah üretiminin yasaklandığını savunuyor. İranlı yetkililer, IAEA'nın teknik bir kurum olduğunu ve siyasi kararların ajansın tarafsızlığına gölge düşürdüğünü belirtiyor. Öte yandan İran, nükleer anlaşmayı canlandırmak için Viyana'da yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasından Batı'yı sorumlu tutuyor. Müzakereler, İran'ın iç siyasetindeki sertlik yanlısı kanadın etkisi ve ABD'nin yaptırımları kaldırma konusundaki isteksizliği nedeniyle çıkmaza girmiş durumda. İran, IAEA kararının ardından nükleer tesislerindeki denetimleri daha da kısıtlayabileceği sinyalini verdi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'ın nükleer programı, Ortadoğu'da gerginliğin tırmanmasına neden olan en önemli başlıklardan biri. İsrail, İran'ın nükleer silah edinmesini "kırmızı çizgi" olarak tanımlıyor ve askeri seçeneği masada tutuyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri de İran'ın nükleer faaliyetlerinden endişe duyuyor. ABD yönetimi, İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını sürdürürken, diplomatik çözüm arayışlarını da sürdürüyor. IAEA karar tasarısının kabul edilmesi halinde, İran'ın nükleer programı bir üst aşamaya taşıması ve bölgesel bir silahlanma yarışını tetiklemesi riski bulunuyor. Rusya ve Çin, İran'a yönelik baskıcı kararlara karşı çıkarak, sorunun diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini savunuyor. Çin, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve Tahran ile stratejik ortaklığını sürdürüyor. Rusya ise İran ile askeri ve teknik işbirliğini derinleştirmiş durumda. Bu durum, Batı'nın İran üzerindeki baskısını sınırlandırıyor. IAEA kararının, İran'ın nükleer programını daha da gizlemesine ve denetimlerden uzaklaşmasına yol açabileceği değerlendiriliyor.
Uluslararası kriz grubu uzmanları, IAEA kararının İran'ı köşeye sıkıştırmak yerine daha fazla işbirliğine teşvik edecek bir mekanizma oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Ancak Batılı ülkeler, İran'ın nükleer programındaki ilerlemesini durdurmak için kararlılık mesajı vermek istiyor. İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir İsrail saldırısı, bölgesel bir savaşı tetikleyebilir. Bu nedenle IAEA kararı, sadece teknik bir belge olmanın ötesinde, bölgesel güvenlik mimarisini etkileyen bir adım olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın nükleer programı, Türkiye'nin güvenlik ve enerji politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, komşusu İran'ın nükleer silah edinmesine karşı çıkmakla birlikte, sorunun diplomatik yollarla çözülmesini savunuyor. Olası bir askeri müdahale veya İran'a yönelik daha sert yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ithalatını ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İran ile doğalgaz ve petrol ticareti yapıyor ve bu ticaret, ABD yaptırımlarına rağmen sürdürülüyor. Ayrıca İran'daki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik göç dalgasını artırabilir ve sınır güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye, IAEA kararının ardından bölgesel gerilimin tırmanmaması için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Türkiye'nin arabuluculuk rolü, Batı ile İran arasında bir denge kurmasını gerektiriyor. Bu denge, Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel çıkarları arasında hassas bir konumda bulunuyor.