İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma veya mayınlama tehdidi, küresel enerji piyasalarının en büyük kâbusu olmaya devam ediyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolu, Tahran'ın elindeki en güçlü kozlardan biri. Ancak yeni bir analiz, İran'ın bu stratejik silahı ne kadar süre kullanabileceğini sorguluyor. Uzmanlara göre, İran'ın Hürmüz'ü silahlandırma kapasitesi, dünyanın umduğundan daha uzun süre devam edebilir.
Hürmüz Boğazı'na Bağımlılık Göstergesi
Analiz, ülkelerin ve şirketlerin Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığını ölçen bir "bağımlılık göstergesi" kullanıyor. Bu gösterge, boğazın kapanması durumunda hangi ülkelerin ne kadar etkileneceğini, alternatif rotaların kapasitesini ve stratejik petrol rezervlerinin durumunu değerlendiriyor. Sonuçlar, küresel enerji güvenliğinin İran'ın kararlarına ne kadar kırılgan bir şekilde bağlı olduğunu ortaya koyuyor.
İran, geçmişte Hürmüz'ü kapatmakla sık sık tehdit etti. 2018-2019'da ABD'nin yaptırımları ve İran'ın petrol ihracatının düşmesiyle gerilim tırmanmış, İran Devrim Muhafızları boğazda tatbikatlar yapmıştı. 2023'te ise İsrail-Hamas savaşı sırasında İran'ın dolaylı olarak boğazı kullanma ihtimali yeniden gündeme gelmişti. Ancak şimdiye kadar İran, boğazı tamamen kapatmadı; bunun yerine, gemilere taciz ve alıkoyma gibi dolaylı yöntemlere başvurdu.
Analize göre İran'ın bu konudaki kapasitesi, dünyanın umduğundan daha dirençli. İran, yıllardır bu senaryoya hazırlanıyor; deniz mayınları, insansız deniz araçları ve kıyı bataryaları gibi asimetrik yetenekler geliştirdi. Bu yetenekler, boğazı tamamen kapatmasa bile, uluslararası ticareti ciddi şekilde aksatabilir ve petrol fiyatlarını fırlatabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel ekonomiyi de derinden etkiler. Petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkması, enflasyonu artırabilir ve dünya genelinde resesyon riskini tetikleyebilir. Özellikle Asya'nın enerji ithalatçıları olan Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, enerji arzının büyük kısmını bu boğazdan sağladığı için en savunmasız ülkeler arasında. ABD ve Avrupa ise alternatif kaynaklara yönelebilir, ancak bu da maliyetleri artıracaktır.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, boğazın kapanması durumunda Doğu-Batı boru hatları gibi alternatif rotaları devreye sokabilir, ancak bu hatlar tam kapasite çalışmıyor. Ayrıca, ABD'nin Beşinci Filosu ve diğer deniz güçleri, boğazın açık tutulması için harekete geçebilir, ancak bu da İran'la doğrudan bir çatışma riskini beraberinde getirir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithalatla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki bir krizden doğrudan etkilenir. Türkiye, ham petrol ve doğal gaz ithalatının önemli bir bölümünü Basra Körfezi ülkelerinden yapıyor; bu tedarikin büyük kısmı Hürmüz'den geçiyor. Boğazın kapanması, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini ciddi şekilde tehdit eder, enerji maliyetlerini artırır ve cari açık üzerinde baskı yaratır. Ayrıca, Türkiye'nin Ceyhan-Tiflis-Erzurum (BTE) gibi alternatif boru hattı projeleri, Hazar enerjisini taşısa da, Körfez petrolünün yerini tamamen dolduramaz. Türkiye'nin bu nedenle Hürmüz'ün açık kalması için diplomatik çabaları desteklemesi ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme politikalarını hızlandırması beklenir. Ancak bölgesel gerilimler, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefini de olumsuz etkileyebilir.