İran'ın başmüzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın yalnızca Tahran'ın belirlediği düzenlemeler çerçevesinde açık olacağını duyurdu. Kalibaf, ABD'nin bölgede askeri varlığını artırmasına ve İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırmasına tepki olarak yaptığı açıklamada, 'Amerika hâlâ zorbalık yapmanın ve sözünü tutmamanın artık sonuçsuz kalmayacağını öğrenmedi. Açıkça söylüyorum: Vurursanız vurulursunuz' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Basra Körfezi'ndeki gerilimin yeniden tırmanabileceğine işaret ediyor.
Hürmüz Boğazı'nın jeopolitik önemi
Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran ile Umman arasında yer alan dar bir su yoludur. İran, defalarca boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, bu da küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açmıştır. Kalibaf'ın son açıklaması, İran'ın boğaz üzerindeki egemenlik iddiasını ve bölgedeki diğer aktörlerle —özellikle ABD ve müttefikleriyle— olan çekişmesini yansıtıyor. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan ek açıklamada, boğazın 'İran'ın ulusal güvenliği ve çıkarları doğrultusunda yönetileceği' vurgulandı. ABD'nin bölgedeki deniz devriyelerini artırmasına ve İran'a yönelik yaptırımlarından caydırmaya yönelik çabalarına rağmen, Tahran'ın bu tavrı uluslararası toplumda endişeyle karşılanıyor.
ABD-İran geriliminde yeni perde
İki ülke arasındaki gerilim, 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasıyla tırmanmıştı. Kalibaf'ın açıklaması, ABD'nin bölgedeki askeri yığınağına ve İran'a yönelik baskılarına karşı bir yanıt olarak görülüyor. İran'ın başmüzakerecisi ayrıca, 'ABD, İran'ın taleplerini anlamalı ve saygı göstermelidir; aksi takdirde sonuçları ağır olur' dedi. Bu sözler, Tahran'ın müzakere masasında elini güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. Bölgesel uzmanlar, İran'ın bu retoriğinin aslında bir pazarlık taktiği olduğunu ve boğazı tamamen kapatma niyetinde olmadığını, ancak ABD'ye baskı yapmak için bu kartı kullandığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın statüsüne ilişkin bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının büyük bölümünü Basra Körfezi ülkelerinden yapmakta olup, boğazın herhangi bir şekilde kapatılması veya gerginlik yaşanması enerji fiyatlarını yukarı çekecek ve Türkiye'nin tedarik maliyetlerini artıracaktır. Ayrıca, Türkiye ile İran arasındaki ticaret hacmi düşünüldüğünde, bölgesel istikrarsızlık Türk dış politikasını da zorlayabilir. Ankara'nın, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran arasında denge politikası izlemesi bekleniyor. Türkiye'nin, Basra Körfezi'ndeki gerginliklerden olumsuz etkilenmemek için enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarını hızlandırması muhtemeldir.