İran, Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne açılan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan Hürmüz Boğazı üzerinde resmî kontrol kurma girişimlerini hızlandırdı. Tahran yönetimi, stratejik öneme sahip bu su yolunun güvenliğini gerekçe göstererek, uluslararası deniz hukukuna dayanan yeni taleplerde bulunuyor. İran'ın bu adımı, küresel enerji piyasalarında endişeye yol açarken, bölgedeki askeri gerilimi de tırmandırıyor.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, yaklaşık 33 kilometre genişliğiyle Basra Körfezi ile Umman Denizi arasındaki tek doğal geçiş noktasıdır. Her gün yaklaşık 17 milyon varil petrol bu boğazdan tankerlerle taşınıyor; bu, küresel petrol tüketiminin %20'sine tekabül ediyor. İran, uluslararası sularda kalan boğazın kullanımını düzenleyen 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) atıfla, transit geçişlerde daha fazla söz hakkı talep ediyor. Tahran ayrıca, 2018'den bu yana ABD yaptırımları altındaki petrol ihracatını güvence altına almak için boğaz üzerindeki kontrolünü artırmayı hedefliyor.
İran'ın boğazı kapatma tehditleri yeni değil; geçmişteki kriz dönemlerinde Tahran bu kartı sık sık kullandı. Ancak son girişimler, İran'ın taleplerini hukuki bir zemine oturtma ve uluslararası toplumdan tanınma çabası olarak değerlendiriliyor. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, boğazın güvenliğinin sağlanmasının İran'ın egemenlik hakkı olduğunu vurguladı. Buna karşılık ABD, İngiltere ve Körfez ülkeleri, İran'ın girişimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinde resmî kontrol kurma çabası, bölgedeki güç dengelerini derinden etkileyebilir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkeleri, petrol ihracatları için bu boğaza bağımlıdır. Tahran'ın kontrolü, bu ülkelerin enerji güvenliğini doğrudan tehdit ederken, Çin ve Hindistan gibi Asya'nın büyük petrol ithalatçıları da tedarik zincirinde aksamalarla karşı karşıya kalabilir.
ABD, 2019'dan bu yana Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz güvenliğini sağlamak amacıyla 'Deniz Güvenliği İnisiyatifi'ni yürütüyor. Şu anda bölgede konuşlu ABD 5. Filosu, olası bir kapatma girişimine karşı hazırlıklı. İran'ın son resmî kontrol talebi, ABD ve müttefiklerinin askeri varlığını artırmasına yol açabilir. Öte yandan, Rusya ve Çin, İran'ın BM deniz hukuku çerçevesindeki argümanlarına kısmi destek veriyor. Moskova, Tahran'ın taleplerinin uluslararası hukukta tartışılması gerektiğini savunurken, Pekin ise enerji tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle ihtiyatlı bir yaklaşım sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda olası bir gerilim, Türkiye'nin enerji ithalatı ve dış ticaretini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, petrol ithalatının önemli bir kısmını Körfez ülkeleri ve İran'dan yapıyor; boğazın kontrolü veya güvensiz hale gelmesi, petrol fiyatlarında artışa ve tedarik zincirinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde boğazlar üzerindeki egemenlik hassasiyeti, İran'ın girişimlerine benzerlik göstermesi açısından dikkatle izlenmelidir. Ankara, bölgede istikrar ve uluslararası hukuka saygı ilkeleri doğrultusunda, tüm taraflarla diyaloğu sürdürerek enerji güvenliğini korumayı hedeflemelidir.