Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanları tarafından yönlendirilen ve ‘Barış Heyeti’ olarak adlandırılan bir girişim, Gazze Şeridi'nde Hamas'tan arındırılmış geçici barınma kampları kurma hazırlığı yapıyor. Bu gelişme, İsrail ordusunun Gazze'deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdığı ve bölgeyi fiilen kontrol altına almaya başladığı bir dönemde ortaya çıkıyor. Girişimin amacı, sivil Filistinlilere Hamas'ın etkisinden uzak, güvenli geçici yaşam alanları sağlamak olarak açıklanıyor. Ancak bu plan, Gazze'nin gelecekteki yönetimi ve Filistin meselesinin siyasi boyutu açısından büyük tartışmaları beraberinde getiriyor.
Planın Arka Planı ve Amaçları
‘Barış Heyeti’, Trump yönetimi döneminde ortaya atılan ve ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak bilinen barış planının uygulanması için çalışan bir grup eski yetkili ve danışmandan oluşuyor. Girişimin liderliğini, Trump'ın damadı Jared Kushner ve Orta Doğu özel temsilcisi Jason Greenblatt gibi isimler yapıyor. Heyet, Gazze'deki insani krizi hafifletmek ve bölgeyi yeniden inşa etmek için Hamas'ın devre dışı bırakılması gerektiğini savunuyor. Bu kapsamda, sivil halkın geçici olarak yerleştirileceği, temel ihtiyaçların karşılandığı ve Hamas'ın nüfuzunun olmadığı kamplar kurulması hedefleniyor. Kampların, uluslararası bağışçıların desteğiyle finanse edilmesi ve idaresinin de bağımsız bir kuruluşa devredilmesi planlanıyor.
Ancak bu plan, birçok Filistinli ve Arap ülkesi tarafından, Gazze'nin İsrail işgali altında kalmasına ve Filistin topraklarının bölünmesine zemin hazırlayacağı gerekçesiyle eleştiriliyor. Hamas ise bu girişimi ‘işgalciye meşruiyet kazandırma çabası’ olarak nitelendiriyor ve kabul etmeyeceklerini açıklıyor. Öte yandan, İsrail hükümeti plana sıcak bakıyor ve bu tür adımların Gazze'nin askerden arındırılmasına katkı sağlayacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Gazze'de Hamas'sız kamplar kurulması fikri, bölgesel dengeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Mısır ve Ürdün gibi ülkeler, Filistin meselesinin çözümünde iki devletli çözümü desteklerken, bu tür geçici çözümlerin kalıcı bir barışa engel olacağı endişesini taşıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile normalleşme sürecini sürdürürken, Filistin yönetimini zayıflatacak adımlardan kaçınmaya çalışıyor.
Küresel ölçekte ise ABD'nin bu girişime verdiği destek önemli. Biden yönetimi, Trump dönemi planlarına mesafeli yaklaşsa da, Gazze'deki insani krizin çözümü için her türlü girişimi destekleyeceğini sinyallerini veriyor. BM ve AB yetkilileri ise bu tür tek taraflı adımların uluslararası hukuka uygun olup olmadığını sorguluyor ve tüm tarafların katılımıyla kapsamlı bir çözüm çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde uzun yıllardır iki devletli çözümü savunmakta ve Hamas ile ilişkilerini belirli bir düzeyde tutmaktadır. Bu nedenle, Gazze'de Hamas'ı dışlayan herhangi bir girişim, Türkiye'nin bölgedeki etki alanını daraltabilir ve geleneksel politikalarıyla çelişebilir. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz'de enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusundaki çıkarları nedeniyle, Gazze'nin istikrara kavuşmasını ve Filistin yönetiminin güçlenmesini arzulamaktadır. Eğer bu plan Hamas'ı zayıflatırken Filistin Yönetimi'ni de güçsüzleştirirse, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzu olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, planın uygulanması sırasında İsrail ile olası gerilimler, Türkiye-İsrail ilişkilerini de etkileyebilir.