İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Ramazan Şerif, Pazar günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın ancak Amerika Birleşik Devletleri'nin Tahran yönetiminin önceki gün ortaya koyduğu tüm koşulları yerine getirmesi halinde yeniden geçişlere açılacağını bildirdi. Şerif, bu koşulların arasında savaş tazminatı ödenmesi ve İran'ın maruz kaldığı zararların karşılanmasının da bulunduğunu belirtti. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik boğazın kapatılması, küresel enerji piyasalarında büyük dalgalanmalara yol açmış, ülkeler acil durum planlarını devreye sokmuştu.
Hürmüz Boğazı krizi nasıl başladı?
İran, son günlerde Körfez bölgesinde artan gerilimlerin ardından, dünya enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı kapattığını duyurmuştu. Bu hamle, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırması ve bölgedeki askeri varlığını artırmasına karşılık Tahran'ın en güçlü kozu olarak değerlendiriliyor. Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, daha önce yaptığı açıklamada, düşmanın İran'ın petrol ihracatını tamamen durdurması halinde boğazın kapatılacağını söylemişti.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevat Zarif'in Cumartesi günü açıkladığı 8 maddelik koşul listesi, taraflar arasında müzakerelerin yeniden başlaması için ön şart olarak sunulmuştu. Bu koşullar arasında, sekiz yıllık İran-Irak savaşı sırasında ABD'nin İran'a verdiği zararların tazmini, yaptırımların kaldırılması ve İran'ın bölgesel güvenlik anlaşmalarına dahil edilmesi gibi talepler yer alıyor.
ABD yönetimi ise bu koşulları şiddetle reddediyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, İran'ın şartlarının "gerçekçi olmadığı" ve "uluslararası hukuka aykırı olduğu" belirtilerek, boğazın derhal açılmaması durumunda askeri müdahale dahil tüm seçeneklerin masada olduğu vurgulandı. ABD Beşinci Filosu'na bağlı savaş gemilerinin bölgedeki konuşlanmasını artırdığı, uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün de bölgeye sevk edildiği bildirildi.
Bölgesel ve küresel etkiler
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, yalnızca İran'ın petrol ihracatını değil, aynı zamanda Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerin de dahil olduğu tüm bölge ticaretini felç etti. Küresel petrol fiyatları, bu gelişmenin ardından bir varil başına 15 doların üzerinde artışla 85 dolara kadar yükseldi. Özellikle Asya-Pasifik ülkeleri, enerji tedarikinde yaşanacak kesintilerden en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor.
Çin, Japonya ve Güney Kore gibi büyük enerji ithalatçıları, acil durum stoklarını kullanmaya başladılar ve alternatif tedarik rotaları arayışına girdiler. Bu arada, Rusya ve Venezüella gibi petrol ihracatçıları, boğazın kapatılmasından doğan boşluğu doldurma çabası içindeler; bu durum küresel enerji haritasının yeniden şekillenmesine neden olabilir.
Uzmanlar, bu krizin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir dönüm noktası olabileceği konusunda uyarıyor. Körfez'de yaşanacak olası bir çatışma, bölgedeki mevcut istikrarsızlıkları derinleştirebilir ve küresel güvenliği tehdit edebilir. ABD'nin İran'a yönelik askeri seçenekleri değerlendirdiği yönündeki haberler, piyasalarda tedirginlik yaratmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, Türkiye ve dünya enerji piyasaları için ciddi bir risk oluşturuyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan ve Körfez ülkelerinden karşılıyor; bu nedenle boğazdan geçen petrol ve doğalgaz sevkiyatı, Türk ekonomisi için hayati önem taşıyor. Kriz devam ettiği sürece enerji faturalarının artması ve cari açığın büyümesi beklenebilir. Türkiye, bu dönemde enerji arz güvenliğini sağlamak için alternatif tedarikçilerle müzakerelerini hızlandırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolü ön plana çıkabilir; Ankara, taraflar arasındaki diyaloğun yeniden başlaması için inisiyatif üstlenebilir.