Brent ham petrolünün varil fiyatı, 10 Eylül Asya seansında 101,28 dolar seviyesine çıkarak son ayların en yüksek noktasına ulaştı. Fiyatlardaki bu artışın arkasında, İran'ın Basra Körfezi'nin girişindeki Hürmüz Boğazı'nda kontrolünü sıkılaştırdığına dair artan jeopolitik endişeler yatıyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik su yolu, küresel enerji güvenliği açısından kritik önem taşıyor. İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin bölgedeki devriye faaliyetlerini artırdığı ve bazı ticari gemileri durdurduğu yönündeki haberler, piyasalarda arz kesintisi korkusunu tetikledi. Brent'teki bu yükseliş, ham petrol vadeli işlemlerinde de dalgalanmaya yol açtı; Batı Teksas Intermediate (WTI) da benzer bir seyir izledi.
Gelişmenin Arka Planı: Hürmüz'de Artan Gerilim
Hürmüz Boğazı, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Irak ve İran gibi bölgenin önde gelen petrol üreticilerinin ihracat yollarının üzerinde bulunuyor. Günlük yaklaşık 20-21 milyon varil petrol ve petrol ürünü bu dar geçitten taşınıyor. Son haftalarda İran'a ait hızlı hücumbotların ve insansız hava araçlarının bölgedeki hareketliliğinde belirgin bir artış gözlemlendi. Ayrıca, İran'ın bazı uluslararası tankerlere yönelik GPS sinyallerini karıştırdığı ve gemileri denetlemek için silahlı unsurlarını kullandığı iddiaları da gündemde. Tahran yönetimi, bu faaliyetlerin kendi karasularındaki egemenlik hakları kapsamında olduğunu savunurken, ABD ve müttefikleri İran'ı uluslararası deniz ticaretini engellemekle suçluyor. Bölgede konuşlu ABD 5. Filosu, seyrüsefer özgürlüğünü korumak için devriye görevlerini sürdürüyor. Ancak son dönemde İran ile ABD arasında yaşanan karşılıklı restleşmeler, tansiyonun daha da yükselmesine neden oldu.
Petrol fiyatlarındaki artışta sadece jeopolitik riskler değil, aynı zamanda küresel arz-talep dengesizlikleri de etkili oldu. OPEC+ ülkelerinin üretim kısıtlamalarını sürdürmesi ve Asya'da artan talep, fiyatları yukarı yönlü destekleyen diğer faktörler arasında. Özellikle Çin'in ekonomik teşvik paketleri sonrası ham petrol ithalatını artırması, piyasalarda arzın yetersiz kalabileceği endişesini güçlendirdi. Uzmanlar, Hürmüz'deki herhangi bir kapanma veya ciddi kesintinin petrol fiyatlarını kısa sürede 120 doların üzerine taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel jeopolitik dengeyi de yakından ilgilendiriyor. İran'ın boğazdaki etkinliğini artırması, nükleer müzakerelerin tıkandığı bir dönemde Tahran'ın elini güçlendirme çabası olarak yorumlanıyor. ABD'nin yaptırımlarına karşı İran'ın elindeki en önemli kozlardan biri, Hürmüz'ü kısmen veya tamamen kapatma tehdidi. Bu tehdit, Batı'nın enerji arz güvenliğini doğrudan etkiliyor. Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi Asya'nın büyük ekonomileri, petrol ithalatının büyük bölümünü bu hattan karşılıyor. Dolayısıyla boğazdaki herhangi bir istikrarsızlık, Asya ekonomilerini de derinden sarsabilir. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası zaten dalgalı olan enerji piyasaları, şimdi de Orta Doğu kaynaklı yeni bir şokla karşı karşıya. Avrupa Birliği, alternatif enerji kaynaklarına yönelme çabalarını sürdürse de, küresel petrol fiyatlarındaki bir sıçrama enflasyonla mücadeleyi zorlaştıracak. ABD yönetimi, stratejik petrol rezervlerini (SPR) devreye sokmayı düşünebilir; ancak bu adımın uzun vadeli etkisi sınırlı olacaktır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), üye ülkeleri acil durum stoklarını gözden geçirmeye çağırdı. Piyasa analistleri, İran'ın bu hamlesinin yalnızca bir gözdağı mı yoksa kalıcı bir strateji mi olduğunu sorguluyor. Tahran'ın nükleer anlaşma müzakerelerinde elini güçlendirmek için bu kartı kullandığı, ancak askeri bir çatışmadan kaçınmak istediği değerlendiriliyor. Yine de yanlış hesaplama riski her zaman mevcut.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık %90'ını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz'deki gerilimden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açığı ve enflasyonu olumsuz yönde baskılayacak. Ayrıca Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürürken ABD yaptırımlarına karşı denge politikası izliyor. Hürmüz'deki tırmanma, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirme ihtiyacını bir kez daha ortaya koyuyor. TANAP ve TürkAkım gibi projeler bu açıdan önemli. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Güney Kafkasya ve Orta Doğu'daki diplomatik girişimlerini de zorlaştırabilir. Kısa vadede akaryakıt fiyatlarına zam olarak yansıyacak bu gelişme, hükümetin ekonomik programını sıkıntıya sokabilir.