İran, eski Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünün ardından günler sürecek bir cenaze töreni düzenlemeye başladı. Hamaney, savaşın başında bir hava saldırısında hayatını kaybetmişti. Ülke genelinde yas ilan edilirken, Tahran ve Meşhed kentlerinde büyük törenler düzenleniyor. Cenaze töreninin ilk gününde, başkent Tahran'daki Devrim Meydanı'nda yüz binlerce kişi bir araya geldi. Hamaney'in naaşı, bu sabah erken saatlerde Tahran'a getirildi ve halkın ziyaretine açıldı.
Gelişmenin arka planı
Ayetullah Ali Hamaney, 1989'dan bu yana İran'ın en yüksek siyasi ve dini otoritesiydi. Ülke içinde ve dışında büyük bir nüfuza sahipti. İsrail ile çıkan savaşın başında, 2023 yılının Ekim ayında düzenlenen bir hava saldırısında Tahran'daki konutunda öldürüldü. Olay, bölgesel gerilimi zirveye taşımış ve İran'ın savaşa daha doğrudan müdahil olmasına yol açmıştı. Hamaney'in ölümünün ardından geçici Dini Lider olarak Ayetullah Ali Sadık atanmıştı.
Cenaze töreni üç gün sürecek. Bugün Tahran'da halka açık tören düzenlenirken, yarın tören Kum kentinde devam edecek. Son gün ise Meşhed'deki İmam Rıza Türbesi'nde defnedilecek. Bu süreçte İran genelinde sıkı güvenlik önlemleri alındı. Özellikle Tahran'da metro ve ana yollar kapatılırken, polis ve Devrim Muhafızları yoğun şekilde görev yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hamaney'in ölümü sadece İran için değil, tüm Ortadoğu ve dünya için büyük bir dönüm noktası olmuştu. İran'ın bölgedeki nüfuzu, özellikle Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen'deki vekil güçler üzerindeki kontrolü, Hamaney'in kişisel otoritesine dayanıyordu. Onun ölümü, İran iç siyasetinde bir güç boşluğu yaratmış ve ülkenin gelecekteki dış politikası üzerinde belirsizlik oluşturmuştu. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda daha sert bir çizgi benimsemişti. Cenaze törenine katılımın yüksek olması, halkın Hamaney'e olan bağlılığını gösterse de, rejim içinde muhalif seslerin yükseldiğine dair işaretler de var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu gelişme, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını doğrudan etkileyecek bir nitelik taşıyor. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması nedeniyle, İran'daki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilecek bir ülke. Özellikle güneydoğu sınırında güvenlik riski oluşabileceği gibi, enerji ithalatında İran'a bağımlı olan Türkiye, olası bir enerji krizinden olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, İran'da güç boşluğu oluşması, bölgedeki İran destekli grupların (Hamas, Hizbullah, Husiler) hareket kabiliyetini değiştirebilir ve Türkiye'nin Suriye, Irak ve Filistin politikasını dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, bu süreçte İran'daki gelişmeleri yakından takip ederek, hem sınır güvenliği hem de diplomatik denge açısından proaktif bir tutum izlemek zorunda kalacaktır.