İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, ülkesinin Hindistan ile uzun süreli ve medeniyetsel bağlara dayanan ilişkilerine büyük değer verdiğini belirtti. BRICS zirvesinden günler önce yaptığı açıklamada Kenani, Çabahar Limanı'nın Hindistan ile İran arasındaki ikili görüşmelerin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. "İran ve Hindistan arasındaki istişarelerde genellikle Çabahar Limanı dahil olmak üzere çeşitli konular ele alınır; bu liman her iki ülke için de önem taşıyor" dedi.
Gelişmenin Arka Planı
İran'ın Hindistan ile ilişkileri, tarihsel olarak Pers ve Hint medeniyetleri arasındaki asırlık ticaret, kültür ve dil alışverişine dayanıyor. Bu bağ, modern dönemde de stratejik ortaklık olarak kendini gösteriyor. Çabahar Limanı, İran'ın Güneydoğu'sunda Umman Denizi kıyısında yer alıyor ve Hindistan'ın Orta Asya ile Afganistan'a deniz yoluyla erişim sağlamak için geliştirdiği kritik bir proje. Hindistan, 2016 yılında İran ile Çabahar Limanı'nın işletilmesine yönelik bir anlaşma imzalamıştı. Ancak ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları nedeniyle proje çeşitli gecikmeler yaşadı.
Son dönemde İran ve Hindistan arasında üst düzey ziyaretler ve görüşmeler yoğunlaştı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüşmüş ve iki ülke arasında kapsamlı işbirliği konularını ele almıştı. Çabahar Limanı, Hindistan'ın Pakistan'ı bypass ederek Orta Asya'ya açılması için stratejik bir kapı olarak görülüyor. Aynı zamanda İran için de yaptırımlar altındaki ekonomisine katkı sağlayacak önemli bir ticari ve jeopolitik varlık.
BRICS zirvesi öncesi yapılan bu açıklama, İran'ın çok kutuplu dünyada Asya'daki ortaklıklarını güçlendirme çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor. İran, BRICS'e üyelik başvurusu yapmış ve bu platformu Batı'ya karşı bir denge unsuru olarak görüyor. Hindistan ise BRICS'in kurucu üyelerinden biri ve İran ile ilişkilerini ABD'nin yaptırımlarına rağmen sürdürmeye çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çabahar Limanı projesi, sadece ikili bir mesele değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini etkileyen bir unsur. Hindistan, bu liman üzerinden Afganistan ve Orta Asya ülkeleriyle ticaret yapmayı hedefliyor. Bu, Pakistan'ın Gwadar Limanı'na (Çin yatırımı) karşı bir denge unsuru olarak da görülüyor. Çin, Pakistan'ın Gwadar Limanı'nı Kuşak ve Yol Girişimi'nin bir parçası olarak geliştiriyor ve bu da Hindistan'ın endişelerini artırıyor.
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Hindistan'ın Çabahar'daki faaliyetlerini zorlaştırsa da Washington, Afganistan'a insani yardım ve ticaret için Çabahar'ın önemini kabul ederek Hindistan'a bazı muafiyetler tanımıştı. Ancak son yıllarda bu muafiyetlerin sürdürülüp sürdürülmeyeceği belirsizliğini koruyor.
İran'ın açıklaması, BRICS zirvesi öncesinde Hindistan'a bir mesaj niteliği taşıyor: İran, Hindistan ile ilişkilerini derinleştirmeye hazır ve Çabahar gibi projelerde ilerleme kaydedilmesini istiyor. Aynı zamanda İran, Batı yaptırımları altında ekonomik olarak sıkışmış durumda ve Asya'daki ortaklarıyla ticaretini artırarak bu baskıyı hafifletmeyi amaçlıyor.
Hindistan açısından ise Çabahar, stratejik özerklik politikasının bir parçası. Yeni Delhi, ABD ile ilişkilerini geliştirirken İran ile de bağlarını koparmak istemiyor. Bu denge politikası, Hindistan'ın çok kutuplu bir dünyada kendi çıkarlarını maksimize etme çabasını yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-Hindistan ilişkilerinin güçlenmesi ve Çabahar Limanı'nın aktifleşmesi, Türkiye'nin bölgesel ticaret koridorları açısından dikkatle izlemesi gereken bir gelişme. Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Orta Koridor'u (Azerbaycan-Gürcistan üzerinden) geliştirmeye çalışıyor. Çabahar'ın canlanması, Hint mallarının Avrupa'ya ulaşmasında alternatif bir güzergah yaratabilir ve Türkiye'nin transit ülke konumunu kısmen etkileyebilir. Ancak Türkiye ile İran arasındaki ticaret ve enerji işbirliği de göz önüne alındığında, bu gelişme Ankara için bir tehditten ziyade yeni işbirliği fırsatları da sunabilir. Türk şirketleri, Çabahar'daki altyapı projelerinde yer alabilir. Ayrıca İran'ın Asya ile bağlarının güçlenmesi, Batı yaptırımlarına karşı direncini artırarak Türkiye'nin İran ile olan ekonomik ilişkilerini de dolaylı olarak etkileyebilir.