İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Ekber Ahmadian, ülkesinin zenginleştirilmiş uranyum stoklarının yurt dışına nakledilmesi yönündeki her türlü öneriyi reddettiğini açıkladı. Ahmadian, dün akşam Tahran'da düzenlenen basın toplantısında, "Zenginleştirilmiş uranyumumuzu ülke dışına çıkarma fikri kabul edilemez. Bu, ulusal egemenliğimize ve nükleer haklarımıza aykırıdır" dedi. Açıklama, İran ile dünya güçleri arasında nükleer anlaşmanın canlandırılması için yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak ortaya çıktı.
Müzakerelerde Kilit Bir Konu
İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoku, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JOAP) kapsamında belirli bir sınırlamaya tabiydi. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı ve stokunu önemli ölçüde artırdı. Batılı ülkeler, İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanmasından endişe ediyor. Son dönemde Viyana'da yürütülen dolaylı müzakerelerde, İran'ın uranyum stokunun bir kısmının Rusya'ya veya başka bir ülkeye gönderilmesi seçeneği masadaydı. Ahmadian'ın açıklaması, bu seçeneğin Tahran yönetimi tarafından kesin olarak rafa kaldırıldığını gösteriyor.
Ahmadian, "Düşmanlarımız İran'ın nükleer bilgi birikimini ve malzemesini elinden almak istiyor. Ancak biz, nükleer programımızı barışçıl amaçlarla sürdürmeye kararlıyız ve bu konuda geri adım atmayacağız" ifadelerini kullandı. İranlı yetkili, ülkesinin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) kapsamındaki haklarını sonuna kadar kullanacağını vurguladı.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Dengeler
İran'ın bu açıklaması, özellikle ABD ve İsrail tarafından endişeyle karşılandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası toplumun meşru kaygıları sürüyor. Zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması, güven artırıcı bir adım olarak değerlendiriliyordu. Bu red, müzakereleri zora sokabilir" dedi. İsrail Başbakanı ise yaptığı yazılı açıklamada, "İran'ın nükleer silah elde etme çabalarına asla izin vermeyeceğiz. Gerekirse tek başımıza hareket ederiz" tehdidinde bulundu.
Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin müzakerelerde elini güçlendirmeye yönelik bir taktik olabileceğini belirtiyor. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç. Dr. Ayşe Kılıç, "İran, uranyum stokunu bir koz olarak kullanıyor. Batı'dan yaptırımların kaldırılması gibi somut adımlar görmeden bu konuda taviz vermeyeceğini gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu. Kılıç'a göre, İran'ın nükleer programı, bölgesel güç dengesini doğrudan etkiliyor ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin de nükleer kapasite arayışına girmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu ülke dışına çıkarmayı reddetmesi, Türkiye'nin güvenlik ve enerji politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, komşusu İran'ın nükleer programındaki gelişmeleri dikkatle izliyor. Nükleer silahlanma yarışının bölgede istikrarsızlığa yol açmasından endişe eden Ankara, diplomatik çözümden yana tavır alıyor. Ayrıca İran'a uygulanan yaptırımların kaldırılması, Türkiye-İran ticaretini olumlu etkileyebilir. Ancak İran'ın nükleer kapasitesini artırması, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeleri de nükleer teknoloji arayışına itebilir ve bu durum bölgesel dengeleri Türkiye'nin aleyhine bozabilir. Enerji arz güvenliği açısından da İran'ın istikrarı kritik önem taşıyor.