İran'da yıllık enflasyon oranı yüzde 89'a yaklaşarak rekor kırdı. Ülke ekonomisi, devam eden savaşın yükü ve uluslararası yaptırımların ağırlaştırdığı krizle boğuşurken, temel gıda maddelerinden sağlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede fiyat artışları halkın alım gücünü ciddi şekilde eritiyor. İran Merkez Bankası verilerine göre, son bir yılda gıda enflasyonu yüzde 100'ü aşarken, konut ve ulaştırma maliyetleri de çift haneli oranlarda yükseldi.
Ekonomik krizin arka planı
İran ekonomisi, 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden uygulamaya koyduğu ağır yaptırımlarla zaten zor durumdaydı. Buna, Rusya-Ukrayna savaşının ardından yükselen emtia fiyatları ve küresel tedarik zincirindeki aksaklıklar da eklenince enflasyon hızla tırmandı. Tahran yönetimi, temel malları sübvanse ederek ve döviz kurlarını kontrol etmeye çalışarak krizi yönetmeye çalışsa da, kaynakların sınırlı olması ve yaygın yolsuzluk nedeniyle bu çabalar yetersiz kalıyor.
Uzmanlara göre, İran'ın enflasyonla mücadelesi, petrol gelirlerine bağımlılık, verimsiz devlet işletmeleri ve yapısal reform eksikliği nedeniyle sekteye uğruyor. Başkent Tahran'da bir kilogram pirincin fiyatı bir yılda iki katına çıkarken, et ve süt ürünleri fiyatları da benzer oranlarda arttı. Halkın tepkisi, bazı şehirlerde protesto gösterilerine yol açarken, sosyal medyada hükümeti suçlayan paylaşımlar artıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'daki ekonomik çöküş, sadece ülke içinde değil, bölgesel düzeyde de yankı uyandırıyor. İran'ın başlıca ticaret ortakları arasında yer alan komşu ülkeler, artan ithalat maliyetleri ve olası mülteci akınlarıyla karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, İran'ın bölgesel gerilimlerdeki aktif rolü, ekonomik krizin dış politikaya daha agresif bir şekilde yansıması riskini beraberinde getiriyor. Batılı diplomatlar, Tahran'ın artan baskı altında nükleer müzakerelerde taviz vermeyeceğini, hatta daha radikal adımlar atabileceğini belirtiyor.
Küresel petrol piyasaları da İran krizinden etkileniyor. İran'ın petrol ihracatı, yaptırımlara rağmen Çin'e yapılan gizli sevkiyatlarla bir miktar devam etse de, üretim kapasitesi düşüş gösteriyor. Uzmanlar, İran'ın ekonomik istikrarsızlığının, petrol arzında daralmaya ve fiyatlarda yukarı yönlü baskıya neden olabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik kriz, Türkiye için iki açıdan kritik önem taşıyor. Birincisi, Türkiye-İran arasındaki ticaret hacmi 2023'te 6 milyar doları aşmışken, kriz bu ticaretin daralmasına yol açabilir. Özellikle Türkiye'nin İran'dan ithal ettiği doğalgaz ve ham petrolün fiyatlandırılmasında belirsizlik yaratabilir. İkincisi, istikrarsız bir İran, göç akınları ve sınır güvenliği risklerini artırabilir. Ayrıca, İran'ın iç karışıklığı, terör örgütlerinin faaliyetleri için uygun zemin hazırlayabilir. Türkiye'nin bölgesel aktör olarak, bu krizin diplomatik ve ekonomik sonuçlarını dikkatle izlemesi, enerji tedarik güvenliği ve sınır güvenliği açısından proaktif adımlar atması gerekebilir.