Kenya'nın başkenti Nairobi yakınlarındaki Limuru'da bulunan bir paketleme tesisinde, 4 Haziran sabahı avokadolar Çin pazarına gönderilmek üzere hazırlanıyordu. Sıradan görünen bu sahne, aslında küresel ticarette önemli bir jeopolitik değişimin habercisi. Çin'in 53 Afrika ülkesinden ithalata uyguladığı tarifeleri sıfırlaması, kıtanın en büyük ticaret ortağı konumundaki Pekin'in Afrika ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açtığını gösteriyor. Afrika ülkeleri, yıllardır Çin'den borçlanarak altyapı projeleri finanse ederken, şimdi Çin pazarına ihracat yaparak ticaret dengesini kendi lehlerine çevirme fırsatı yakalıyor.
Tarifelerin Kaldırılmasının Arka Planı
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in 2023 yılında yaptığı açıklamada, Afrika ülkelerinden yapılan ithalata uygulanan gümrük vergilerinin kaldırılacağı duyurulmuştu. Bu karar, Çin'in 2018'den bu yana en az 20 Afrika ülkesine tanıdığı sıfır tarife uygulamasını genişleterek tüm kıtayı kapsar hale getirdi. Çin, Afrika'dan başta tarım ürünleri olmak üzere mineraller ve enerji kaynakları ithal ediyor. Avokado, susam, kahve ve çay gibi ürünler, Çin'in orta sınıfının artan talebini karşılıyor. Yalnızca Kenya, 2023 yılında Çin'e 1,5 milyar dolar değerinde çay ihraç ederken, Güney Afrika ve Mısır gibi ülkeler de narenciye ve tekstil ürünlerinde benzer bir ivme yakaladı. Tarifelerin kalkması, Afrika ülkelerinin Çin'e ihracatını yüzde 30'dan fazla artırabilir. Ancak bu durum, aynı zamanda Çin'in Afrika'daki stratejik nüfuzunu derinleştiriyor. Pekin, sadece ticaret değil, aynı zamanda Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında altyapı projeleriyle kıtada kalıcı bir ekonomik etki bırakmayı hedefliyor.
Afrika'nın Çin'e ihracatı 2022 yılında 115 milyar dolara ulaşırken, Çin'in Afrika'dan ithalatı 96 milyar dolar seviyesindeydi. Tarifelerin kaldırılması, bu rakamların daha da artmasını sağlayacak. Özellikle tarım ürünleri ihracatçısı ülkeler için bu, önemli bir gelir kaynağı anlamına geliyor. Çin pazarına girmek isteyen Afrika şirketleri, lojistik ve paketleme standartlarını yükseltmek zorunda. Bu durum, yerel ekonomilerde katma değer yaratırken, aynı zamanda istihdamı da artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in Afrika'ya yönelik bu açılımı, Batılı ülkelerle rekabet bağlamında değerlendirilmeli. ABD ve Avrupa Birliği, uzun yıllar Afrika'nın en büyük ticari ortaklarıyken, son on yılda Çin bu konumunu pekiştirdi. Çin, Afrika Kalkınma Bankası ve diğer bölgesel finans kuruluşlarına yaptığı yatırımlarla, kıtada altyapı, enerji ve ulaşım projelerini finanse ediyor. Aynı zamanda, Afrika'nın doğal kaynaklarına erişim için esnek kredi politikaları uyguluyor. Tarifelerin kaldırılması, Çin'in sadece bir alıcı değil, aynı zamanda bir kalkınma ortağı olduğu imajını güçlendiriyor.
Öte yandan, Afrika ülkeleri bu ilişkide dikkatli olmak zorunda. Tarihsel olarak hammadde ihracatına dayalı bir ekonomik yapıya sahip olan kıta, Çin'e yapılan ihracatın çoğunlukla tarım ve maden ürünlerinden oluşması nedeniyle, katma değeri düşük ürünler bağımlılığını artırabilir. Ancak Çin'in teknoloji transferi ve sanayi işbirliği vaatleri, Afrika'nın bu bağımlılığı kırmasına yardımcı olabilir. Örneğin, Etiyopya'da kurulan Çin sanayi parkları, yerel işgücünü eğiterek tekstil ve elektronik üretiminde uzmanlaşmayı sağlıyor.
Küresel seviyede, Çin'in bu hamlesi, ticaret savaşları ve korumacılığın arttığı bir dönemde serbest ticareti teşvik ediyor. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, Afrika'nın küresel ticaretteki payı yüzde 3 civarında seyrederken, Çin'in bu bölgeye yönelik yatırımları, kıtayı küresel değer zincirlerine daha fazla entegre ediyor. Ancak bu entegrasyonun sürdürülebilir olması için, Afrika'nın işleme sanayisini geliştirmesi ve ürün çeşitliliğini artırması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika ile son yıllarda ticari ve diplomatik ilişkilerini hızla geliştiriyor. Çin'in kıtaya yönelik tarife indirimleri, Türkiye'nin Afrika pazarındaki rekabet gücünü doğrudan etkileyen bir faktör. Türkiye'nin Afrika'ya ihraç ettiği inşaat malzemeleri, tekstil ve otomotiv ürünleri gibi alanlarda, Çin'in sıfır tarifeli ithalatı, Türk ürünlerini fiyat avantajı açısından zor durumda bırakabilir. Ancak Türkiye, Afrika'nın tarım ürünleri ihracatında Çin'e alternatif bir pazar olarak öne çıkabilir. Bu gelişme ayrıca, Türkiye'yi Afrika'da daha yenilikçi ve katma değerli ürünlere odaklanmaya zorlayabilir. Küresel rekabetin kızıştığı bu ortamda, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle STA (Serbest Ticaret Anlaşması) müzakerelerini hızlandırması, ekonomik ilişkileri derinleştirmek için bir fırsat sunuyor.