İran ekonomisi, bir yıl içinde yaşadığı iki savaşın sanayi altyapısında yol açtığı tahribatın giderilmesi için yıllar sürecek bir iyileşme sürecine girmiş durumda. Ülkenin en kritik endüstriyel tesisleri, petrokimya rafinerileri ve enerji santralleri, çatışmalarda ciddi hasar aldı. Analistler, mevcut kırılgan ateşkesin kalıcı hale gelmesi halinde ekonomik reformların önünün açılabileceğini, ancak toparlanmanın yıllar alabileceğini vurguluyor. İran hükümeti, yeniden inşa için dış yatırıma ihtiyaç duyarken, uluslararası yaptırımlar bu süreci daha da zorlaştırıyor.
Savaşın sanayiye etkisi büyük oldu
Çatışmalar sırasında İran'ın güneyindeki petrol ve gaz tesisleri ile batıdaki petrokimya kompleksleri hedef alındı. İsfahan, Şiraz ve Ahvaz gibi sanayi bölgelerinde üretim durma noktasına geldi. Enerji Bakanlığı verilerine göre, rafineri kapasitesinin yüzde 20'si geçici olarak kaybedildi. Bu durum, ihracat gelirlerinde ciddi düşüşe yol açarken, iç piyasada akaryakıt ve petrokimya ürünlerinde kıtlık yaşanmasına neden oldu. İran'ın ham petrol ihracatı, yaptırımlar ve savaş hasarları nedeniyle günde 500 bin varilin altına geriledi. Uzmanlar, hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü, tamir ve yeniden inşa için en az 30 milyar dolarlık yatırım gerektiğini belirtiyor.
Merkez Bankası enflasyonu kontrol altına almaya çalışırken, İran riyali yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 40 değer kaybetti. Halkın alım gücü hızla düşerken, temel gıda maddelerine erişim zorlaşıyor. Hükümet, sübvansiyonları kısma ve hedefli yardım programlarıyla krizin etkilerini hafifletmeye çalışıyor ancak bu politikalar siyasi riskleri artırıyor. Uzmanlar, iktidarın ekonomideki bu kırılganlık nedeniyle sosyal patlamalarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Kırılgan ateşkes ve bölgesel yansımalar
Şu anki ateşkes, taraflar arasında dolaylı müzakerelerle yürütülüyor. Anlaşmanın kalıcı hale gelmesi için İran'ın nükleer programına dair garantiler ve bölgesel güvenlik düzenlemeleri masada. Bu süreçte Türkiye ve Katar'ın arabuluculuk çabaları öne çıkıyor. Ateşkesin devamı halinde İran'ın yeniden inşa için gerekli finansmanı bulması kolaylaşabilir. Ancak siyasi belirsizlikler ve yaptırımlar, petrol dışı ihracatın artırılmasını ve yabancı yatırım çekilmesini engelliyor. Bölgesel olarak bakıldığında, İran'ın toparlanması enerji piyasalarını istikrara kavuşturabilir ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri normalleştirebilir. Öte yandan, ekonomik iyileşme geciktikçe, İran'ın bölgesel etkisinin azalması ve iç çatışmaların tırmanması muhtemel. Bu durum, özellikle Irak ve Suriye’deki güç dengelerini etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın istikrara kavuşması Türkiye için ekonomik ve stratejik kazanım anlamına geliyor. Türkiye, enerji ithalatında İran'a bağımlı olmasa da, bölgesel ticarette önemli bir ortak. İran'da üretimin yeniden başlaması, Türkiye'ye yönelik enerji akışını artırabilir ve iki ülke arasındaki ticaret hacmini yükseltebilir. Ayrıca, kırılgan ateşkes döneminde Türkiye'nin arabuluculuk rolü, bölgesel nüfuzunu pekiştirebilir. Ancak ekonomik çöküşün sürmesi halinde, İran'dan olası bir göç dalgası ve sınır güvenliği tehditleri Türkiye'nin bekasını etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, İran'da kalıcı istikrarın sağlanmasına yönelik diplomatik girişimlerini sürdürmeli ve bir yandan da olası risklere karşı hazırlıklı olmalıdır.