İranlı-Amerikalı yazar Azadeh Moaveni, Bloomberg kanalında Mishal Husain'e verdiği mülakatta, İran diasporasının son aylardaki savaş ortamında 'korkunç derecede bölündüğünü' söyledi. Moaveni, yurtdışındaki İranlılar arasındaki görüş ayrılıklarının hem İsrail-Hamas savaşı hem de İran'ın bölgesel politikaları etrafında derinleştiğini belirtti. Bu bölünme, diasporanın İran iç siyasetine ve uluslararası kamuoyuna etki etme kapasitesini zayıflatıyor.
Diasporadaki Bölünmenin Arka Planı
Azadeh Moaveni, İran devriminden sonra ülkeyi terk eden ve sayıları milyonları bulan İranlı göçmenlerin torunları arasında uzun süredir var olan siyasi farklılıkların, 7 Ekim 2023'ten bu yana yaşanan savaşla birlikte daha da keskinleştiğini vurguladı. Moaveni'ye göre diasporanın bir kesimi İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını sert biçimde eleştirirken, diğer kesimi İran rejimine muhalefet nedeniyle İsrail'in güvenlik kaygılarını haklı buluyor. Bu durum, İranlı muhalif gruplar arasındaki işbirliğini zorlaştırıyor ve ortak bir siyasi strateji geliştirilmesini engelliyor.
Moaveni, özellikle genç nesil İranlı-Amerikalılar arasında Filistin davasına yönelik artan sempatinin, eski neslin Şah yanlısı veya seküler milliyetçi eğilimleriyle çatıştığını aktardı. Bu kuşak farkı, diasporanın İran'daki protesto hareketlerine (özellikle 2022'deki 'Kadın, Hayat, Özgürlük' gösterileri) verdiği desteğin de sorgulanmasına yol açıyor. Moaveni, 'İran diasporası hiç bu kadar parçalanmamıştı' diyerek, savaşın yarattığı duygusal ve ideolojik baskının altını çizdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran diasporasındaki bölünme, yalnızca bir topluluk içi mesele olarak kalmıyor; aynı zamanda İran'ın dış politikasına ve bölgesel dengelere dolaylı etki ediyor. Diasporanın etkili isimleri, ABD Kongresi'nde ve Avrupa başkentlerinde İran'a yönelik yaptırım ve politikaların şekillenmesinde rol oynuyor. Bölünme, İran karşıtı lobiciliği zayıflatırken, Tahran yönetiminin 'diaspora bize karşı birleşik değil' propagandasını güçlendiriyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleri konusundaki uluslararası müzakerelerde diasporanın tutarlı bir ses çıkaramaması, Batılı karar alıcıların işini zorlaştırıyor.
Orta Doğu'da savaşın yayılma riski arttıkça, İran diasporasının bölünmüşlüğü, İsrail ve Körfez ülkeleri için de bir belirsizlik kaynağı. Zira diasporanın ılımlı kanadı, İran rejiminin devrilmesi durumunda demokratik bir geçiş için köprü olabilecekken, radikal kanadın etkisi bu senaryoyu geciktirebilir. Moaveni'nin analizi, diasporanın sadece İran içi dinamiklerde değil, aynı zamanda küresel İran karşıtı cephenin etkinliğinde de kilit bir aktör olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran diasporasındaki bölünme, Türkiye'nin İran'a yönelik politikasını doğrudan etkilemez; ancak bölgesel istikrar açısından dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile ekonomik ve enerji bağlarını korurken, aynı zamanda ABD yaptırımlarına karşı denge politikası izliyor. Diasporanın zayıflaması, İran rejimine karşı uluslararası baskıyı azaltabilir ve Tahran'ın daha rahat hareket etmesine yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin sınır güvenliği ve Suriye-Irak denklemindeki hassas dengeleri olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, diaspora içindeki Filistin yanlısı eğilimin güçlenmesi, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme sürecinde kamuoyu baskısı yaratabilir. Türkiye, İran muhalefetinin bölünmüşlüğünü dikkate alarak, olası bir rejim değişikliği senaryosuna karşı hazırlıklı olmalı.