İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun üst düzey komutanlarından Tuğgeneral Muhammed Bakır Zolkadr, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının ancak ABD ve müttefiklerinin Tahran’ın tüm şartlarını kabul etmesiyle mümkün olacağını söyledi. Zolkadr’ın açıklamaları, İran’ın stratejik su yolunu kapatma tehdidinin ardından geldi. Bu tehdit, İsrail’in Gazze’deki operasyonları ve İran’ın bölgedeki müttefiklerine yönelik saldırılar sonrası Körfez’de tansiyonun zirve yaptığı bir dönemde gündeme oturdu.
Zolkadr’ın şartları ve İran’ın stratejik hamlesi
Devrim Muhafızları’nın siyasi işlerden sorumlu komutanı Zolkadr, İran resmi haber ajansı İRNA’ya yaptığı açıklamada, “Boğazın yeniden açılması için öncelikle İran’a ve Lübnan, Filistin, Yemen ve Irak’taki müttefiklerimize yönelik savaş ve saldırıların sona ermesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Zolkadr, ayrıca ABD’nin bölgedeki askeri varlığını azaltması ve İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması gerektiğini sözlerine ekledi. Bu açıklamalar, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini ilk kez bu kadar detaylı bir şekilde şartlara bağlaması olarak yorumlanıyor.
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, küresel enerji güvenliği açısından kilit öneme sahip. İran, geçmişte de bu boğazı kapatma tehdidinde bulunmuş, ancak bu tehditler genellikle psikolojik savaş unsuru olarak değerlendirilmişti. Ancak uzmanlar, İran’ın ekonomik krizi ve bölgesel gerilimlerin artması nedeniyle bu kez tehdidin daha ciddiye alınması gerektiğini söylüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD ve müttefiklerinin tepkisi
Zolkadr’ın açıklamaları, ABD’nin İran’a yönelik ‘maksimum baskı’ politikasını sürdürdüğü bir dönemde geldi. ABD Donanması’nın Beşinci Filosu, Bahreyn’deki üssünden bölgedeki seyrüsefer güvenliğini sağlamak için devriye gezmeye devam ediyor. İngiltere, Fransa ve diğer bazı ülkeler de Körfez’e savaş gemileri gönderdi. Bu durum, İran ile Batı arasında askeri bir çatışma riskini artırıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanması halinde petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkabileceği ve küresel ekonomik durgunluk riskinin artabileceği belirtiliyor. Çin, Hindistan ve Japonya gibi enerji ithalatçısı ülkeler, bu olasılığa karşı stratejik petrol rezervlerini kullanmaya hazırlandıklarını açıkladı. İran ise Boğaz’ın kapatılmasının kendi ekonomisine de zarar vereceğinin farkında, ancak Devrim Muhafızları’nın ideolojik tutumu ve uluslararası baskı, Tahran’ı bu tür radikal adımlara itiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalatla karşılıyor ve petrol ile doğalgaz fiyatlarındaki artış, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Ayrıca, Türkiye’nin Orta Doğu’daki diplomatik girişimleri ve bölgesel dengeler açısından İran ile ilişkileri kritik önem taşıyor. Ankara, bir yandan İran’a yönelik yaptırımlara katılmazken, diğer yandan Körfez’deki güvenliğin sağlanması için uluslararası çabalara destek veriyor. Bu gelişme, Türkiye’nin enerji arz güvenliği politikalarını yeniden gözden geçirmesine ve alternatif kaynaklara yönelmesine neden olabilir.