İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), ABD'nin uluslararası deniz yollarına müdahale etmesi halinde enerji ihracatının 'ya herkese ya da hiç kimseye' olacağı uyarısında bulundu. Bu açıklama, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'ndeki stratejik hakimiyetini koruma kararlılığını gösterirken, bölgedeki gerilimi yeniden alevlendirdi. IRGC Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, düzenlediği basın toplantısında, 'Bizim enerji ihracatımızı engellemeye kalkışan hiçbir güç, bölgeden güvenli bir şekilde enerji nakledemeyecektir. Ya herkes bu sulardan faydalanacak ya da kimse faydalanamayacak' ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
ABD yönetimi son haftalarda İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırma sinyali verirken, özellikle İran petrol ihracatını engellemeye yönelik deniz gücü konuşlandırmaları dikkat çekiyor. Washington, İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis güçlerine verdiği destek nedeniyle Tahran'a baskıyı artırmayı hedefliyor. Buna karşılık İran, son iki yılda Hürmüz Boğazı'nda çok sayıda tatbikat düzenleyerek bu kritik geçitte kontrolü elinde tutma niyetini ortaya koydu. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin enerji ihracatı için hayati önem taşıyor. IRGC'nin bu uyarısı, 2019 yılında yaşanan tanker saldırıları ve 2021'deki benzer gerilimleri akıllara getiriyor.
Tahran yönetimi, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını bahane ederek, kendi enerji ihracatını korumak için misilleme yapma hakkını saklı tutuyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani de yaptığı açıklamada, 'Uluslararası hukuk, kendi kıyılarımızda meşru müdafaa hakkımızı tanır. ABD, başkalarının enerji güvenliğini tehdit eden adımlardan kaçınmalıdır' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
IRGC'nin bu tehdidi, küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açtı. Brent petrol fiyatları, uyarının ardından varil başına 83 dolara yükselerek son iki ayın en yüksek seviyesine çıktı. Analistler, Hürmüz Boğazı'nda olası bir krizin petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıyabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, özellikle yüksek enflasyonla mücadele eden gelişmiş ekonomiler ve enerji ithalatına bağımlı yükselen piyasalar için ciddi bir risk oluşturuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörler, İran'ın bu söylemine karşı temkinli bir yaklaşım sergilerken, Körfez İşbirliği Konseyi acil bir toplantı düzenleyerek durumu değerlendirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için Uluslararası Deniz Güvenliği İnsiyatifi çerçevesinde müttefikleriyle koordinasyon halinde olduğunu duyurdu.
Uzmanlar, İran'ın bu tür söylemlerinin genellikle müzakere masasında elini güçlendirmeye yönelik olduğunu, ancak geçmişte yaşanan sürtüşmelerin askeri bir çatışmaya dönüşme potansiyelini de barındırdığını belirtiyor. Tahran Üniversitesi'nden uluslararası ilişkiler profesörü Muhammed Marandi, 'İran, nükleer anlaşma müzakerelerinde ve yaptırımlar karşısında elindeki en güçlü kozlardan birini kullanıyor. Bu bir blöf değil, stratejik bir gerçekçilik' yorumunu yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış politikası açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye, petrol ve doğal gaz ithalatının önemli bir kısmını Irak ve İran üzerinden karşılıyor; Hürmüz Boğazı'ndaki bir kriz, bu ülkelerden yapılan sevkiyatları doğrudan etkileyebilir. Ayrıca Ankara, Hazar havzası enerji kaynaklarını Avrupa'ya taşıyan Orta Koridor girişiminde kilit rol oynuyor. Boğazın kapanması veya güvensiz hale gelmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırarak cari açığı büyütebilir. Diplomatik açıdan ise Türkiye, hem İran'la sınır komşusu olması hem de NATO üyeliği nedeniyle denge politikası izlemek zorunda. Bu gerilim, Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yenilenebilir enerjiye geçiş stratejilerini hızlandırmasını gerektiriyor.