İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Cumartesi günü ABD Başkanı Donald Trump'a kargaşa yaratmaktan kaçınması çağrısında bulundu ve sorunların diyalog ve mutabakat zaptının uygulanması yoluyla çözülebileceğini söyledi. Eski nükleer anlaşma olarak bilinen Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP) atıfta bulunan Pezeşkiyan, iki ülke arasındaki anlaşmazlıkların müzakere masasında çözülebileceğini vurguladı. Açıklama, Trump yönetiminin İran'a yönelik azami baskı politikasını yeniden uygulamaya koymasının ardından geldi ve bölgedeki gerilimi artırdı. Pezeşkiyan'ın yorumları, İran'ın uluslararası toplumla etkileşim kurma ve ekonomik yaptırımları hafifletme konusundaki istekliliğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Pezeşkiyan, Tahran'da düzenlenen bir basın toplantısında gazetecilere yaptığı açıklamada, "Trump, dünyada kargaşa yaratmak istemiyorsa, diyaloğa ve mutabakat zaptının uygulanmasına izin vermelidir. Biz sorunlarımızı konuşarak çözebiliriz" dedi. İranlı lider, ABD'nin KOEP'ten çekilmesinin ve yaptırımları yeniden uygulamasının iki ülke arasındaki güveni zedelediğini belirtti. Ayrıca, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğunu ve uluslararası denetimlere açık olduğunu yineleyen Pezeşkiyan, diyaloğun tüm tarafların çıkarına olacağını ifade etti.
Trump yönetimi, Şubat ayında İran'a yönelik "azami baskı" politikasını yeniden başlatarak İran petrol ihracatını sıfırlamayı ve ülkeyi nükleer müzakerelere zorlamayı hedeflediğini açıklamıştı. Buna karşılık İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdı ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliğini sınırlandırdı. Uzmanlar, iki ülke arasındaki gerilimin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve yeni bir çatışma riskini artırdığını belirtiyor.
Pezeşkiyan'ın açıklamaları, İran'ın muhafazakar kesiminin sert tutumuna karşı daha ılımlı bir ses olarak öne çıkıyor. Reformist kanadın desteklediği Pezeşkiyan, seçim kampanyasında Batı ile ilişkileri iyileştirme ve ekonomik krizi çözme vaadinde bulunmuştu. Ancak ülke içinde nükleer müzakerelere dönüş konusunda güçlü muhalefet bulunuyor. İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD ile müzakereye karşı olduğunu ve güvenilmez olduğunu defalarca dile getirmişti. Yine de Pezeşkiyan'ın son açıklamaları, Tahran yönetiminin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ve Almanya ile müzakerelere yeniden başlamaya açık olduğu sinyalini veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD gerilimi, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun genelini etkiliyor. İran'ın nükleer programı, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkeleri tarafından yakından izleniyor. İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçenekleri masada tuttuğunu açıkça ifade ediyor. Öte yandan, İran'ın bölgedeki vekil güçleri (Lübnan Hizbullah'ı, Yemen Husileri, Suriye'deki milisler) ABD ve müttefikleriyle çatışma riskini artırıyor. Körfez ülkeleri, İran'la olası bir savaşın petrol fiyatlarını ve bölgesel güvenliği tehdit edeceğinden endişe ediyor.
Küresel ölçekte, nükleer anlaşmanın geleceği belirsizliğini koruyor. ABD'nin anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları artırması, Avrupa ülkelerini zor durumda bırakıyor. Fransa, Almanya ve İngiltere, anlaşmayı kurtarmak için çaba gösteriyor ancak İran'ın artan uranyum zenginleştirmesi karşısında etkisiz kalıyor. Rusya ve Çin ise İran'la enerji ve ticaret anlaşmalarını sürdürüyor. Uzmanlar, Trump'ın İran'a yönelik politikasının küresel petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açabileceğini ve bunun dünya ekonomisini olumsuz etkileyebileceğini söylüyor. Bu bağlamda Pezeşkiyan'ın diyalog çağrısı, tansiyonu düşürmeye yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir.
Son olarak, İran'daki iç siyasi dinamikler de süreci etkiliyor. Ekonomik yaptırımlar, İran halkı üzerinde ağır bir yük oluşturuyor; enflasyon ve işsizlik had safhada. Hükümet, halkın ekonomik taleplerini karşılayabilmek için yaptırımların hafifletilmesine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle Pezeşkiyan'ın müzakereye sıcak bakması, hem ekonomik baskıyı azaltmak hem de ülkeyi uluslararası topluma entegre etmek açısından kritik önem taşıyor. Ancak Hamaney'in onayı olmadan atılacak adımların sınırlı kalacağı da biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD gerilimi, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran'la komşu olması nedeniyle bu ülkedeki istikrarı kendi güvenliği için hayati görüyor. İran'a uygulanan yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ithalatını ve ticaretini olumsuz etkiliyor; doğal gaz ve petrol alımında Türkiye'nin maliyetleri artıyor. Ayrıca, olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güney sınırında yeni göç dalgalarına ve güvenlik risklerine yol açabilir. Türkiye, geçmişte nükleer anlaşmanın sürdürülmesini desteklemiş ve bölgesel diyaloğu teşvik etmiştir. Pezeşkiyan'ın çağrısı, Ankara'nın arabuluculuk rollerine kapı aralayabilir; ancak Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde hassas bir denge gözetmesi gerekiyor. Sonuç olarak, Ankara gerilimin düşmesinden yana ve taraflar arasındaki diyaloğu destekliyor.