İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran'a yönelik savaşın sona erdirilmesi konusunda topun ABD'de olduğunu belirterek, "İran savaşını bitirmek isteyip istemediğine ABD karar verecek" dedi. Bu açıklama, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yüksek seyrettiği bir dönemde geldi. Pezeşkiyan'ın sözleri, İran'ın askeri ve diplomatik dengeleri nasıl okuduğunu göstermesi bakımından dikkat çekici.
Açıklamanın Arka Planı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, göreve geldiği günden bu yana Batı ile ilişkileri yeniden dengeleme arayışında olduğunu göstermişti. Ancak İsrail ile yaşanan gerilim, Suriye ve Lübnan'daki gelişmeler ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığı, Tahran'ın manevra alanını daraltıyor. Pezeşkiyan'ın "savaşı bitirme" ifadesi, doğrudan bir çatışma yerine, İran'ın yürüttüğü vekalet savaşları ve ekonomik yaptırımlarla şekillenen geniş bir mücadeleye işaret ediyor olabilir.
İran, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından artırılan yaptırımlarla ekonomik olarak zorlanıyor. Tahran yönetimi, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programında şeffaflık sağlamayı teklif etmiş, ancak müzakereler sonuçsuz kalmıştı. Pezeşkiyan'ın son açıklaması, bu süreçte bir mesaj niteliği taşıyor: İran, doğrudan bir savaşın tarafı olmak istemiyor, ancak ABD'nin adımları belirleyici.
Bölgede son aylarda yaşananlar, İran'ın güvenlik algısını derinden etkiledi. İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonları, Suriye'de Esad rejiminin zayıflaması ve Irak'taki milis gruplara yönelik baskılar, Tahran'ın stratejik derinliğini aşındırdı. İran, bu gelişmeler karşısında hem askeri hem de diplomatik yollarla karşılık vermeye çalışıyor. Pezeşkiyan'ın açıklaması, İran'ın savaşın yayılmasını engellemek için ABD'ye bir çağrı olarak da okunabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın nükleer programı, bölgesel güvenlik mimarisinin en kritik başlıklarından biri. ABD, İsrail ve Körfez ülkeleri, Tahran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için çeşitli stratejiler izliyor. İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu savunuyor, ancak uranyum zenginleştirme düzeyini yüzde 60'a kadar çıkarmış durumda. Bu durum, diplomatik çözüm arayışlarını zorlaştırıyor.
Rusya ve Çin'in İran ile geliştirdiği ekonomik ve askeri işbirliği, ABD'nin yaptırım rejimini delmeye yönelik adımlar olarak değerlendiriliyor. Tahran, bu ülkelerle ticaretini artırarak yaptırımların etkisini hafifletmeye çalışıyor. Ancak İran ekonomisi hâlâ yüksek enflasyon, işsizlik ve döviz kuru baskısıyla mücadele ediyor. Pezeşkiyan'ın açıklaması, ekonomik sıkıntıların siyasi tercihleri nasıl şekillendirdiğini de gösteriyor.
ABD'nin İran politikası, yönetim değişikliklerine rağmen temel çizgisini koruyor: İran'ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi ve bölgesel yayılmacılığının sınırlandırılması. Ancak Washington'un askeri müdahale yerine diplomasiye öncelik verip vermeyeceği belirsiz. Pezeşkiyan'ın "karar ABD'ye bağlı" sözü, İran'ın topu ABD'ye atarak sorumluluğu Washington'a yüklemeye çalıştığı şeklinde yorumlanabilir. Bu, İran'ın doğrudan bir savaştan kaçınma stratejisinin bir parçası.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki gerilim, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran ile uzun bir sınıra sahip ve iki ülke arasında önemli ticari ilişkiler var. Olası bir savaş, Türkiye'nin enerji ithalatını ve bölgesel istikrarı olumsuz etkiler. Ayrıca İran'daki istikrarsızlık, Türkiye'ye yönelik göç dalgalarını artırabilir. Türkiye, diplomasiye öncelik vererek İran ile ABD arasında arabuluculuk yapabilir. Bu, Ankara'nın bölgesel nüfuzunu artırabilir. Ancak Türkiye'nin NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik ilişkisi, denge politikasını zorlaştırıyor. İran'ın savaş söylemi, Türkiye'nin enerji güvenliği ve sınır güvenliği açısından dikkatle izlenmeli.